Ahtapot, kalamar ve öteki kafadanbacaklıların gözü de bizimki gibi bir fotoğraf makinesine benzer: Önde bir mercek, arkada ışığı algılayan bir retina vardır. Ama bu iki göz birbirinden bağımsız evrildi; omurgalılarla kafadanbacaklıların son ortak atasında olsa olsa ışığa duyarlı basit lekeler vardı.
Ikigai Daily
Kartın devamı
Bu, yakınsak evrimin, yani uzak akraba canlıların aynı soruna birbirinden bağımsız olarak benzer çözümler bulmasının en bilinen örneklerinden biridir. Ayrı kökenleri ayrıntılar ele verir. Omurgalılarda göz, gelişmekte olan beyinden dışarı doğru büyür ve retina ters kurulmuştur: Işık, ışığa duyarlı hücrelere ulaşmadan önce sinir liflerinden ve kan damarlarından geçer; sinirlerin gözden çıktığı yerde de bir kör nokta oluşur. Kafadanbacaklılarda ise göz, derinin içe doğru katlanmasıyla oluşur; sinirler retinanın arkasından geçer ve kör nokta yoktur. Charles Darwin 1859’da, gözün doğal seçilimle oluştuğunu varsaymanın “olabildiğince saçma” göründüğünü itiraf etmiş, ardından bunun küçük adımlarla nasıl gerçekleşebileceğini anlatmıştı. Işığı algılayan basit göz lekelerinin birbirinden bağımsız olarak 40 ila 65 kez ortaya çıktığı düşünülüyor.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Ikigai Daily
İlgili kaynak: Gözün evrimi