Karantina sözcüğü, Venedik dilinde “kırk gün” anlamına gelen quarantena’dan gelir. Orta Çağ’ın sonlarında Venedik, veba görülen limanlardan gelen gemileri kırk gün açıkta bekletirdi; gemide hastalık çıkıp çıkmadığı anlaşılana kadar kimse karaya ayak basamazdı.

Merriam-Webster

DilTarih

Kartın devamı

Uygulama aslında biraz daha önce, daha kısa bir bekleme süresiyle başladı. 1377’de Ragusa Cumhuriyeti, yani bugün Hırvatistan’daki Dubrovnik, veba görülen yerlerden gelenlerin 30 gün ayrı bir yerde kalmasını şart koştu. Venedik 1423’te lagünündeki bir adada lazaret denen kalıcı bir tecrit hastanesi açtı ve kırk günlük bekleme orada kural hâline geldi; Venedik Senatosu’nun bu süreyi 1448’de belirlediği söylenir. Neden kırk gün seçildiği kesin olarak bilinmiyor. Bu süre, Yunan hekim Hipokrat’ın akut, yani ani başlayan hastalıklar üzerine görüşlerinden ya da İsa’nın çölde geçirdiği kırk günden gelmiş olabilir. Sözcük Osmanlı Türkçesine Venedik dilinden geçti; “karantina” 1721’de, Paris’e elçi olarak giden Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin sefaretnamesinde geçer. Kırk gün beklemek Türk geleneğine de yabancı değildir: Doğumdan ya da ölümden sonra kırk günün dolmasına “kırkı çıkmak” denir.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Merriam-Webster

İlgili kaynak: Karantina
Sıradaki kartLatince scire “bilmek” demektir. İngilizcedeki science (bilim), conscience (vicdan), omniscient (her şeyi bilen) ve prescient (önceden sezen) bu fiilden gelir. En beklenmedik akraba ise “nice”: “Bilmeyen” anlamındaki nescius’tan türemiştir ve 13. yüzyılın sonunda İngilizceye girdiğinde “aptal, cahil” demekti.Devam et →