Nörobilimde etkili bir kuram olan öngörüsel işleme, beynin duyulardan gelecek bilgiyi öylece beklemediğini söyler. Beyin dışarıda ne olduğunu sürekli tahmin eder; duyulardan gelen sinyalleri de çoğunlukla bu tahminleri sınamak ve düzeltmek için kullanır.

Ikigai Daily

BilimZihin

Kartın devamı

Öngörüsel işleme (İngilizcesiyle predictive processing) fikrinin kökü, Alman fizikçi Hermann von Helmholtz’a uzanır. Helmholtz 1860’larda, görmenin bir tür “bilinçdışı çıkarım” olduğunu savundu: Gözün tam olarak söyleyemediğini beyin kendisi tamamlar. 1999’da Rajesh Rao ve Dana Ballard bu fikirden yola çıkarak görmenin bir bilgisayar modelini geliştirdi. Bu modelde üst düzey beyin bölgeleri, alt düzeydeki bölgelere tahmin gönderir; alttakiler de yalnızca tahminle gerçekte gelen bilgi arasındaki farkı geri yollar. Bu farka “tahmin hatası” denir. Daha sonra filozof Andy Clark ile nörobilimci Karl Friston’ın çalışmalarıyla fikir, zihnin genel bir kuramına dönüştü. Kuramı anlatmak için sık kullanılan bir örnek oyuk maske yanılsamasıdır: Bir maskenin iç yüzüne bakıldığında bile yüz, dışa doğru kabarıkmış gibi görünür; çünkü beynin olağan bir yüz görme beklentisi, gözden gelen kanıta baskın çıkar. Kuram yaygın biçimde kullanılsa da tartışmalıdır; eleştirmenler bazı iddialarının nasıl sınanabileceğini soruyor.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Ikigai Daily

İlgili kaynak: Predictive coding
Sıradaki kartBir sorunu kafada evirip çevirmek, onu çözmeye uğraşmak gibi gelebilir. Psikologlar buna ruminasyon, yani zihinsel geviş getirme der: İnsan bir şeyin neden kötü gittiğini ve ne anlama geldiğini, bir karara ya da adıma varmadan düşünüp durur. Araştırmalar bunu moral bozukluğuyla ve sorunları daha zor çözmekle ilişkilendiriyor.Devam et →