Virüsler canlı bir hücreye girmeden çoğalamaz, ama bazıları bizde kalıcı izler bıraktı. İnsan DNA’sının yaklaşık yüzde 5 ile 8’i eski virüslerden kalmadır: Bu virüsler, genlerini çok uzak atalarımızın üreme hücrelerine yerleştirmişti.
Ikigai Daily
Kartın devamı
Retrovirüsler, HIV’in de içinde bulunduğu bir virüs ailesidir: Genetik malzemelerini DNA’ya kopyalar ve bulaştıkları hücrenin kromozomlarına yerleştirirler. Bu çoğu zaman sıradan vücut hücrelerinde olur ve iz de o canlıyla birlikte yok olur. Ama ileride yumurta ya da sperme dönüşecek bir hücrede olursa, virüsün DNA’sı öteki genler gibi yeni kuşağa geçer. Bu kalıntılara endojen, yani “içeriden gelen” retrovirüs denir. Milyonlarca yıl içinde çoğu mutasyonlarla bozuldu ve artık virüs üretemez. Bazıları ise vücudun işine yarar hâle geldi. En bilinen örnek sinsitin adlı proteindir: Eskiden virüsün hücrelerle kaynaşmasını sağlayan bir genden üretilir ve insanda plasentanın dış katmanının oluşmasına yardım eder. Bu katmanda hücreler kaynaşarak anne ile bebek arasında tek parça bir tabaka oluşturur.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Ikigai Daily
İlgili kaynak: Retrovirüs