Laboratuvardaki bir optik masa üzerinde, makaraya sarılmış optik lif yeşil ışıkla parlıyor.

Fiber optik kablolar veriyi, insan saçı kadar ince ve çok saf camdan yapılmış liflerin içinde ışık darbeleri hâlinde taşır. Kablolarda bir araya getirilen bu lifler sokakların altından ve okyanus tabanlarından geçerek telefon görüşmelerini, videoları ve ödemeleri kıtadan kıtaya ulaştırır.

Ikigai Daily

TeknolojiBilim

Kartın devamı

Işık, lifin içinde tam iç yansıma sayesinde kalır: Lifi saran dış cam katmanın sınırına yatık bir açıyla çarpınca dışarı kaçmaz, içeri geri yansır. 1966’da İngiltere’de çalışan Charles Kao ile George Hockham, yeterince saf camın ışığı uzun mesafelere taşıyabileceğini öne sürdü; Kao sonradan 2009 Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. Kullanılabilecek kadar berrak ilk lifi 1970’te Corning adlı cam şirketi üretti. Atlantik’i aşan ilk fiber optik kablo TAT-8, 1988’de çalışmaya başladı. Tek bir lif, bakır bir telden çok daha fazla veri taşır ve uzun mesafelerde daha az sinyal kaybeder. Bugün okyanusları aşan verinin büyük bölümü uydular yerine deniz altındaki kablolardan geçer. Balıkçı ağları, gemi çapaları ya da depremler bu kabloları kopardığında onarmak için hazır bekleyen gemiler vardır.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Görsel bilgisi

Laboratuvarda yeşil lazer ışığıyla aydınlatılan erbiyum katkılı telekomünikasyon fiberi, 2012.

“Erbium-doped fiber with green light” — Ximeg, 2012; Wikimedia Commons aracılığıyla. CC BY-SA 3.0.

Görselin kaynağı · CC BY-SA 3.0

Yeniden boyutlandırıldı.

Kaynak: Ikigai Daily

İlgili kaynak: Optik fiber
Sıradaki kartRobert Metcalfe, 22 Mayıs 1973’te Xerox’un Kaliforniya’daki araştırma merkezi Xerox PARC’ta, laboratuvardaki bilgisayarları kabloyla bağlamanın yolunu anlatan bir not yazdı. David Boggs’la birlikte bu fikri Ethernet’e dönüştürdü; ağ aynı yılın kasımında ilk kez çalıştı. Kablolu ağların çoğu bugün de Ethernet kullanıyor.Devam et →