
MR cihazı, güçlü bir mıknatıs ve kısa süreli radyo dalgalarıyla vücuttaki hidrojen atomlarının zayıf sinyaller yaymasını sağlar. Bilgisayar bu sinyallerden beynin, kasların ve organların ayrıntılı görüntülerini oluşturur. Röntgenden ve tomografiden farklı olarak, hücrelere zarar verebilen iyonlaştırıcı radyasyon kullanmaz.
Ikigai Daily
Kartın devamı
Vücudun büyük bölümü su ve yağdan oluşur; ikisi de hidrojen bakımından zengindir. Her hidrojen atomunun çekirdeği küçücük bir mıknatıs gibi davranır. MR cihazının mıknatısı, Dünya’nın manyetik alanından genellikle on binlerce kat güçlüdür; bu alanın içinde çekirdekler aynı yöne dizilir. Bir radyo dalgası onları bu düzenden çıkarır; çekirdekler eski hâllerine dönerken zayıf radyo sinyalleri yayar. Her doku bu dönüşü farklı hızda yapar; görüntülerdeki açık ve koyu tonlar bu farktan doğar. Yöntem, laboratuvarlarda kullanılan nükleer manyetik rezonans tekniğinden geliştirildi. “Nükleer” sözcüğü hastaları kaygılandırdığı için sonradan addan çıkarıldı; oysa işlemde radyoaktivite yoktur. Sinyalleri görüntüye dönüştürmenin yolunu 1970’lerde bulan Paul Lauterbur ile Peter Mansfield, 2003 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü paylaştı. Çekim sırasında duyulan yüksek sesli tıkırtılar, hızla açılıp kapanan manyetik bobinlerden gelir.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Ikigai Daily
İlgili kaynak: Manyetik rezonans görüntüleme