Alan Turing, 1950’de yayımladığı “Computing Machinery and Intelligence” (Hesaplama Makineleri ve Zekâ) adlı makalede taklit oyununu önerdi. Bu oyunda bir hakem, göremediği bir insanla ve bir makineyle yazışır. Hangisinin insan olduğunu güvenle ayırt edemezse makine başarılı sayılır. Bu oyun sonradan Turing testi adıyla tanındı.

“Computing Machinery and Intelligence”, Mind, 1950

TeknolojiTarih

Kartın devamı

İngiliz matematikçi Turing, programlanabilir bilgisayarın temel fikrini 1936’da ortaya koymuş, İkinci Dünya Savaşı’nda da Bletchley Park’taki şifre çözücülerin önde gelenlerinden biri olmuştu. Felsefe dergisi Mind’da çıkan makalesinde, “makine” ve “düşünmek” sözcüklerini tanımlamak çok zor olduğu için “Makineler düşünebilir mi?” sorusunun fazla belirsiz kaldığını savundu. Onun yerine, sonucunu herkesin gözlemleyebileceği bir oyun önerdi. Tahminine göre 2000 yılı dolaylarında sıradan bir hakem, beş dakikalık sorgulamanın ardından makineyi en fazla yüzde 70 olasılıkla doğru bilebilecekti. Olası itirazları da tek tek yanıtladı; bunlardan biri, makinelerin yalnızca kendilerine söyleneni yapabileceğini savunan Ada Lovelace’e aitti. Test bugün de tartışılıyor: Onu geçen bir makine ikna edici bir sohbet yürütebildiğini gösterir, ama bu, söylediklerini anladığının kanıtı sayılmaz.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Alan Turing, 1950

İlgili kaynak: Turing testi
Sıradaki kartHiçbir şirket ya da devlet internetin sahibi değildir. İnternet, telekom şirketlerinin, üniversitelerin, işletmelerin ve başka kuruluşların işlettiği on binlerce bağımsız ağdan oluşur. Bu ağlar, protokol denen ortak kurallara uyarak birbirlerine veri aktarır.Devam et →