2007’de kullanılmaya başlanan ilk reCAPTCHA, okunması zor iki kelime gösteriyordu. Biri önceden bilinen bir kelimeydi ve karşıdakinin insan olup olmadığını denetliyordu. Öteki, bilgisayarın okuyamadığı, taranmış eski bir kitap ya da gazeteden geliyordu; bu kelimeyi yazan milyonlarca kişi, basılı metinlerin dijitalleşmesine yardım etti.
Science dergisi, 2008
Kartın devamı
CAPTCHA, bilgisayarların zorlandığı ama insanların kolayca çözdüğü küçük bir testtir; otomatik programları, yani botları kayıt formlarından ve yorum kutularından uzak tutmak için kullanılır. Adı, İngilizcede “bilgisayarları ve insanları ayırt etmek için tamamen otomatik, herkese açık Turing testi” anlamına gelen ifadenin kısaltmasıdır. Terimi 2003’te Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Luis von Ahn, Manuel Blum ve arkadaşları ortaya attı. Von Ahn, insanların bu bulmacalara toplamda milyonlarca saat harcadığını fark etti; reCAPTCHA bu emeği işe yarar bir şeye dönüştürdü. Taranan sayfalar, harf görüntülerini metne çeviren optik karakter tanıma (OCR) yazılımıyla okunuyordu. Yazılımın emin olamadığı kelimeler bulmacaya dönüşüyor, birkaç kişinin yanıtı karşılaştırılıyordu. Sistem New York Times arşivinin dijitalleşmesine yardım etti, ardından Google Books için de kullanıldı. Google 2009’da reCAPTCHA’yı satın aldı; 2014’ten itibaren kelimelerin yerini resim bulmacaları ve basit bir “Ben robot değilim” kutucuğu aldı.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Teknoloji
İlgili kaynak: ReCAPTCHA