Sıfırı başlı başına bir sayı olarak ilk kez Hint matematikçileri kullandı; daha önce sayılarda boş kalan basamak için yalnızca bir boşluk bırakılır ya da bir işaret konurdu. Brahmagupta MS 628’de sıfırla toplama, çıkarma ve çarpma yapmanın kurallarını yazdı.

Brahmasphutasiddhanta, MS 628

Bilim

Kartın devamı

Babilliler MÖ 300 dolaylarında boş basamak için bir işaret kullanıyordu; Mayalar da sıfırı kendi başlarına buldu. Ama ikisinde de sıfır, hesapta kullanılan bir sayı değil, yalnızca basamağın boş olduğunu gösteren bir işaretti. Batı Hindistanlı gökbilimci Brahmagupta, sıfırın kurallarını Brahmasphutasiddhanta (“Brahma’nın Doğru Kurulmuş Öğretisi”) adlı eserinde verdi; sıfıra bölmeyi de denedi, ama bu konuda koyduğu kural yanlıştı. Tarihi kesin olarak bilinen en eski sıfır, Kamboçya’daki Sambor’da bulunmuş MS 683 tarihli bir taş yazıtta bir nokta olarak görülür. Hindistan’da ise Gwalior’daki MS 876 tarihli bir tapınak yazıtında küçük bir daire biçiminde karşımıza çıkar. Fikri Arap matematikçiler yaydı; 1202’de de Fibonacci’nin Liber Abaci adlı kitabıyla Avrupa’ya ulaştı. Sözcük de aynı yolu izledi: Sanskritçe śūnya’yı karşılamak için kullanılan, “boş” anlamındaki Arapça sıfr, hem Türkçedeki sıfırın hem de İngilizcedeki zero ve cipher sözcüklerinin kaynağıdır.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Matematik

İlgili kaynak: 0
Sıradaki kartKuantum fiziğinde elektron gibi bir parçacık, süperpozisyon denen bir hâlde bulunabilir: Tek bir kesin durumda değil, birkaç durumun bileşiminde, örneğin iki ayrı konumun bileşimindedir. Ölçüm yapıldığında tek bir kesin sonuç çıkar; hangi sonucun hangi olasılıkla çıkacağını da bu bileşim belirler.Devam et →