
Stoacı filozoflar, elimizde olanla olmayanı kesin bir çizgiyle ayırdı. Yargılarımız, niyetlerimiz ve seçimlerimiz elimizdedir; sağlığımız, servetimiz, ünümüz ve başkalarının yaptıkları ise değildir. Onlara göre iç huzurun yolu, çabamızı elimizde olana yöneltmekten geçer.
Felsefe
Kartın devamı
Stoacılığı MÖ 300 dolaylarında Atina’da Kıbrıslı Zenon kurdu. Zenon derslerini Stoa Poikile’de, yani “Resimli Revak”ta verirdi; okul adını buradan aldı. Bu ayrımı en açık biçimde Epiktetos (yaklaşık MS 50–135) dile getirdi. Epiktetos, bugün Denizli’deki Pamukkale’nin hemen yanında kalan antik Hierapolis kentinde köle olarak doğdu; sonra özgürlüğüne kavuştu, önce Roma’da, ardından Yunanistan’da felsefe öğretti. Öğrencisi Arrianos derslerini yazıya geçirdi; Enkheiridion, yani El Kitabı, tam da bu ayrımla açılır. Epiktetos insanlardan sonuçları önemsememelerini değil, iç huzurlarını ellerinde olmayan şeylere bağlamamalarını istiyordu. Marcus Aurelius ondan beslendi. 20. yüzyılda bilişsel davranışçı terapinin öncüleri Albert Ellis ve Aaron Beck de insanı olaylardan çok, olaylar hakkındaki yargılarının üzdüğü fikrini ondan aldı.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Felsefe
İlgili kaynak: Stoacılık
