Norse settlers, mostly from Norway, began arriving in Iceland in the 870s, and many brought wives and slaves from Ireland and Britain. Medieval records and modern DNA still let researchers trace those first families.
Ikigai Daily
The story behind the card
The main written source is Landnámabók, the 'Book of Settlements', first compiled in the 12th century, which names more than 400 settlers and where they made their farms. Tradition makes Ingólfr Arnarson the first permanent settler, around 874, on the site of today's Reykjavík; Irish monks may have lived there earlier but left no lasting community. Genetics adds what the sagas play down. Most founding men had Scandinavian ancestry, while most founding women came from Ireland and Scotland. A 2018 study of ancient Icelandic skeletons, published in Science, put the settlers at roughly 57% Norse and 43% Gaelic ancestry. Today the Norse share is about 70%, probably because enslaved Gaelic settlers had fewer surviving children.
Türkçe oku
Çoğu Norveç'ten gelen İskandinav yerleşimciler 870'lerde İzlanda'ya ayak bastı; birçoğunun yanında İrlanda ve Britanya'dan getirilmiş eşler ve köleler vardı. Bu ilk ailelerin izini bugün hem ortaçağ kayıtlarında hem de DNA'da sürmek mümkün.
Bu dönemin başlıca yazılı kaynağı, ilk kez 12. yüzyılda derlenen Landnámabók, yani “Yerleşimler Kitabı”dır; 400'den fazla yerleşimcinin adını ve çiftliklerini nerede kurduklarını sayar. Geleneğe göre adaya kalıcı olarak ilk yerleşen, 874 dolayında bugünkü Reykjavík'in bulunduğu yere yurt kuran Ingólfr Arnarson'dur. Daha önce İrlandalı keşişler adada yaşamış olabilir, ama kalıcı bir topluluk bırakmadılar. Sagaların pek üzerinde durmadığı kısmı genetik ortaya çıkarıyor: Kurucu erkeklerin çoğu İskandinav, kadınların çoğu ise İrlanda ve İskoçya kökenliydi. Eski İzlandalıların iskeletlerinden alınan DNA'yı inceleyen ve 2018'de Science dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre ilk yerleşimcilerin soyu kabaca yüzde 57 İskandinav, yüzde 43 İrlanda ve İskoçya kökenliydi. Bugün İskandinav payı yüzde 70 civarında; bunun olası nedeni, köle olarak getirilenlerin daha az çocuk bırakabilmesi.