Dijital fotoğraf makinesinin sensörü bir silisyum çiptir ve yüzeyi, piksel denen milyonlarca ışığa duyarlı küçük kareyle kaplıdır. Her piksele düşen ışık biraz elektrik yükü açığa çıkarır; ışık ne kadar parlaksa yük o kadar fazladır. Makine her pikseldeki yükü ölçer ve bu deseni görüntüye çevirir.

Nobel Prize

BilimTeknoloji

Kartın devamı

Bu alandaki kilit buluş, kısaca CCD denen yük bağlaşımlı aygıttı; Willard Boyle ile George Smith onu 1969’da ABD’deki Bell Laboratuvarları’nda icat etti. CCD her pikseldeki yükü çipin üzerinde adım adım kenara taşıyıp orada ölçüyordu. Bu aygıt astronomide devrim yarattı; Boyle ile Smith, 2009 Nobel Fizik Ödülü’nü Charles Kao ile paylaştı. Bugün fotoğraf makinelerinin ve telefonların çoğunda CMOS sensörler kullanılır. Bilgisayar çipleriyle aynı teknolojiyle üretilen bu sensörler 1990’ların başında, NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı gibi merkezlerde geliştirildi; her pikseli bulunduğu yerde okur ve daha az enerji harcarlar. Pikseller renkleri ayırt edemez; bu yüzden üzerlerine, Kodak’tan Bryce Bayer’in 1976’da tasarladığı düzende küçük kırmızı, yeşil ve mavi filtreler yerleştirilir. İnsan gözüne uyması için yeşil filtreler ötekilerin iki katıdır. Işığın bir maddeden elektrik yükü koparabildiği fikri ise Einstein’ın 1905’te fotoelektrik etkiyi açıklamasına dayanır.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Nobel Prize

İlgili kaynak: Görüntü sensörü
Sıradaki kartLif bağırsağa da kalbe de iyi gelir; ama birden çok artırmak şişkinlik ve gaz yapabilir. Tam tahıllar, kuru baklagiller, meyve ve sebze gibi lifli yiyecekleri birkaç hafta içinde yavaş yavaş artır ve lifin işini yapabilmesi için bol sıvı iç.Devam et →