Platon’un mağara alegorisinde, doğduklarından beri zincirli duran mahkûmlar yalnızca duvardaki gölgeleri görür ve gerçekliğin bundan ibaret olduğunu sanır. İçlerinden biri kurtulup güneşi gördüğünde gölgelerin birer kopya olduğunu anlar; ama geri dönünce ötekiler onunla alay eder.
Felsefe
Kartın devamı
Alegori, Platon’un MÖ 375 dolaylarında yazdığı Devlet’in yedinci kitabını açar ve Sokrates ile Platon’un kardeşi Glaukon arasında geçen bir konuşma biçimindedir. Mahkûmlar mağaranın dip duvarına dönük oturur; arkalarında bir ateş yanar ve ateşin önünden insanlar çeşitli nesneler taşır. Böylece mahkûmlar yalnızca kıpırdayan gölgeleri görür, yankıları duyar. Serbest kalan mahkûmun önce gözleri kamaşır, canı yanar; gerçek nesneleri ve en sonunda güneşi ancak yavaş yavaş görebilir. Güneş, Platon’un idealar kuramındaki en yüksek gerçekliği, İyi İdeası’nı temsil eder. Bu kurama göre gördüğümüz, sürekli değişen dünyanın ardında kusursuz ve değişmez idealar vardır. Mağaraya dönen kişi karanlıkta bocalar; ötekiler yolculuğun gözlerini bozduğunu söyler, hatta fırsat bulsalar onları kurtarmaya çalışanı öldürürler. Bu, Sokrates’in idamına açık bir göndermedir.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Felsefe
İlgili kaynak: Mağara alegorisi