Kalp masajı ve suni solunum eğitiminde kullanılan Resusci Anne mankeninin yüzü, Åsmund Lærdal’ın 1960 civarında örnek aldığı bir ölüm maskesinden gelir: “Seine’in Meçhul Kadını” diye bilinen L’Inconnue de la Seine. Kimliği bilinmeyen genç bir kadına ait bu maskenin kopyaları, onlarca yıldır Avrupa’da satılıyordu. Kadının 19. yüzyıl sonlarında Paris’te Seine’den çıkarıldığı anlatılır, ama ne kimliği ne de boğulma hikâyesi belgelidir.

L’Inconnue de la Seine (death mask) / Åsmund Lærdal, Resusci Anne, 1960

SağlıkTarih

Kartın devamı

Åsmund Lærdal, Norveçli bir oyuncak üreticisiydi. Ağızdan ağıza suni solunumun işe yaradığı o yıllarda yeni gösterilmişti; Lærdal da anestezi uzmanları Peter Safar ve Bjørn Lind ile birlikte bu tekniğin çalışılabileceği gerçekçi bir manken tasarladı. Mankene sakin, doğal bir yüz vermek istedi ve bir akrabasının evinde gördüğünü hatırladığı maskeyi seçti. Maskenin kopyaları 1900 civarından beri Paris’te satılıyordu; evlerde ve atölyelerde moda bir süs olmuş, Rilke ve Nabokov gibi yazarlar onun üzerine yazmıştı. Suda boğulmuş birinin yüzü nadiren bu kadar huzurlu ve lekesiz kalacağı için, pek çok kişi Seine hikâyesinden şüphe eder ve modelin canlı olabileceğini düşünür. Resusci Anne o günden beri “dünyanın en çok öpülen yüzü” diye anılır.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: L’Inconnue de la Seine (death mask) / Åsmund Lærdal, Resusci Anne, 1960

İlgili kaynak: L'Inconnue de la Seine
Sıradaki kartFizyolog Ancel Keys, 1944’te 36 vicdani retçiyle Minnesota Açlık Deneyi’ni başlattı; bu erkekler aç kalmaya gönüllü olmuştu. Üç ay normal beslenmenin ardından altı ay boyunca olağan yemeklerinin yaklaşık yarısıyla yetindiler ve her hafta kilometrelerce yürüdüler; vücut ağırlıklarının aşağı yukarı dörtte birini kaybettiler. Çalışma açlığın bedene ve ruha etkilerini kaydetti, ardından onları yeniden beslemenin yollarını denedi.Devam et →