İngiliz filozof John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme’nin 1694’teki ikinci baskısında şöyle bir durum düşünür: Bir prensin, geçmiş hayatını hatırlayan bilinci bir kunduracının bedenine geçer. Locke’a göre ortaya çıkan kişi yine prenstir; ama kendi terimleriyle aynı “insan” değildir.

John Locke, An Essay Concerning Human Understanding, 2nd ed. (1694)

FelsefeZihin

Kartın devamı

Locke bu tartışmayı, Deneme’nin 1694’teki ikinci baskısına eklediği yeni bir bölümde (“Of Identity and Diversity”) yapar. Bilinç ve bellekle süren “kişi”yi, yaşamını sürdüren insan organizmasından ayırır: Ona göre aynı beden ile aynı kişi ayrı sorulardır. Bu bölüm, kişisel kimlik üzerine bugünkü felsefi tartışmanın kurucu metinlerinden biri oldu. Sonraki filozoflar da ışınlanma ya da beynin parça parça değiştirilmesi gibi düşünce deneyleriyle aynı fikri sınadılar: İnsanı zaman içinde “o kişi” yapan şey bedenin değil, belleğin ve zihnin sürekliliği olabilir mi?

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: John Locke, An Essay Concerning Human Understanding, 2nd ed. (1694)

İlgili kaynak: Kişisel kimlik
Sıradaki kartJeremy Bentham’ın Panoptikon’u, hücreleri merkezdeki bir gözetleme kulesinin çevresine dizen bir hapishane tasarımıydı: Mahkûmlar her an görülebilir, ama ne zaman izlendiklerini bilemezdi. Michel Foucault, Hapishanenin Doğuşu’nda (1975) bu tasarımla, izlenme ihtimalinin bile insanlara kendi davranışlarını denetlettiğini anlattı.Devam et →