Yazıyla kurulan dünya

Edebiyat

Özel deneyime kamusal bir biçim veren yazarlar, cümleler ve anlatı buluşları.

Konu seçkisiSayfa 1Bağlam ve kaynaklarla

İlgili konular

Bu konuya ve bağlantılı başlıklara göz atın.

Kartlar konu ve okuma biçimi üzerinden birbirine bağlanır. Aşağıdan devam edin ya da ilgili bir konuyu açın.

AzimOkuma biçimi
DinginlikOkuma biçimi
MerakOkuma biçimi
Q0108
DinginlikEdebiyat

Gülü seven dikenine katlanır.

Gül güzel olduğu kadar canlıdır; canlı olan her şey de bir güçlük taşır. Türk atasözü boş yere acı çekmeyi öğütlemez; olgun sevginin yalnızca hoş tarafı değil, gerçeğin tamamını gördüğünü söyler.

Q0118
DinginlikEdebiyat

Her dinde aşk vardır, oysa aşkın dini yoktur.

Bu söz her yerde Rumi (Mevlânâ) adıyla paylaşılır; ancak Mesnevi’nin ya da Divan-ı Kebir’in bilimsel çevirilerinde yer almaz — onu Sufi ruhu taşıyan modern bir söz saymak gerekir. Yine de kurduğu ayrım Mevlânâ’nın dünyasında gerçektir: Sufi şairler için aşk, bütün geleneklerin altındaki akıntıdır; kurumlar ise onun durmadan taşırdığı kaplar.

Q0122
DinginlikEdebiyat

Ruhunu yitiriyorsan ve bunun farkındaysan, demek ki hâlâ yitirecek bir ruhun var.

Bukowski’nin acımasız ‘canlılık testi’ gibi ses verdiği için sık sık onun adıyla paylaşılır; ancak kesin bir kaynağı bulunamamıştır. İşi paradoks görür: Ruhunuzun kaybolduğunu hâlâ hissedebiliyorsanız, içinizde henüz ölmemiş bir şey vardır — hasarın farkında olmak, hayatın son işareti ve onarımın ilk aleti olabilir.

Q0123
DinginlikEdebiyat

Gökyüzünü çözmeye çalışarak hayatını harcama. Kimse cevapla geri dönmedi. Otur, nefes al ve bu saatin tadına var.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0124
DinginlikEdebiyat

Bilgeler cennet ve cehennemi tartışır. Hayyam elindeki kadehe bakar ve sorar: bu ana uyanık mısın?

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0125
DinginlikEdebiyat

Sen bu hayatın ötesinde ne olduğunu sorarsın. Ben, halihazırda elindeki hayatla ne yaptığını sorarım.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0126
DinginlikEdebiyat

Kil kadeh bir zamanlar canlı bir el, gülen bir ağız, bir sevgilinin yüzüydü. Onu nazikçe tut. Her şey toprağa döner.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0127
DinginlikEdebiyat

Yarının bugünü çalmasına izin verme. Başka bir dünya vaadi, bunu kaçırmak için zayıf bir mazerettir.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0128
DinginlikEdebiyat

Gül kendini açıklamadan açar. Ondan öğren. Güzellik izin beklemez.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0129
DinginlikEdebiyat

Evren bir bilmeceyse, burada yalnızca cevabı için acı çekmeye gelmedin. Aynı zamanda şarkı söylemeye geldin.

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0130
DinginlikEdebiyat

Vaiz, ölümden sonraki cennetten söz eder. Hayyam fısıldar: ya cennet, hayatını ertelemeyi bıraktığında başlıyorsa?

Bu söz, Rubailer’in havasında yazılmış modern bir metindir; herhangi bir dörtlüğün çevirisi değildir. Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’ya Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli serbest çevirisiyle ulaşmıştır. Sözün ödünç aldığı dönüş de odur: Geçmiş harcandı, yarın vaat edilmedi; elindeki saat, sahip olduğun tek saattir.

Q0131
DinginlikEdebiyat

İki büyük sessizlik arasında kısa bir yolculuktayız; asıl mucize, hayatın sona ermesi değil, bize bir kez verilmiş olmasıdır.

Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler geleneğidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın serbest çevirisiyle ünlenmiştir. Bu söz, Hayyam’a bağlanan temel duyguyu taşır: Hayatın kırılganlığı onu küçültmez; tersine, yaşanan anı daha değerli kılar.

Q0133
DinginlikEdebiyat

Ve sırf sen bir rüya olduğun için, çok uyuyorum.

İnternette Filistinli şair Mahmud Derviş’e yaygın biçimde bağlanır; ancak sağlam bir şiir ya da kitap referansı yoktur, dolayısıyla atıf belirsiz kalır. Yine de onun duygusal iklimine uyar: Derviş’in şiirinde aşk ve sürgün, sıradan hayat onları taşıyamadığında, belleğin ya da düşün içinden girilen yerlere dönüşür.

Q0134
DinginlikEdebiyat

Biz, ruhu olanlar, daha sık ölürüz.

Bu söz Emily Dickinson’ın genellikle ilk dizesiyle anılan ‘Nature — sometimes sears a Sapling’ adlı kısa şiirinden gelir. Şiir yaralanmış ağaçlarla insanın iç dünyasını karşılaştırır: bitkiler hasarı sonraki mevsimlerde görünür biçimde taşır; ruhu olan insan ise küçük iç ölümleri tekrar tekrar yaşayabilir.

Q0139
DinginlikEdebiyat

Bilinçdışını bilinçli kılana dek, o hayatını yönetecek ve sen buna kader diyeceksin.

Jung’un hiç tam olarak yazmadığı en ünlü cümlesi: Düşüncesini özetler, ama Toplu Eserler’inde bu hâliyle geçmez. En yakın özgün pasajlar Aion’dadır (1951); Jung orada, bilince çıkarılmayan iç durumun dışarıda ‘kader’ olarak yaşandığını yazar. Fikir tümüyle ona aittir: Görmezden gelinen iç malzeme kaybolmaz — yansıtma, tekrar ve kader sanılan bir yaşam örüntüsü olarak geri döner.

Q0141
DinginlikEdebiyat

Kendine yalan söyleyen ve kendi yalanlarına inanan bir insan, gerçeği tanıyamaz hâle gelir. Sonunda hem kendine hem başkalarına olan saygısını yitirir. Kimseye saygısı kalmayınca artık sevemez. Dürtülerine boyun eğer, en bayağı hazlara dalar ve sonunda bir hayvan gibi davranır. Ve bunların hepsi, hem başkalarına hem kendine yalan söylemekten gelir.

Bu söz Karamazov Kardeşler’de yaşlı Zosima’nın kendini kandırmaya karşı uyarısından gelir. Dostoyevski burada düzgün bir motivasyon cümlesi kurmaz; insanın kendine yalan söylemesinin önce algıyı, sonra saygıyı, ardından sevme yetisini nasıl aşındırdığını gösterir.