The Code of Hammurabi, written for the king of Babylon around 1750 BC, is one of the oldest and best-preserved collections of laws. Its roughly 282 laws, carved on a 2.25-metre basalt stele (an inscribed stone slab), cover family, property, trade, wages and injury.
History
The story behind the card
Hammurabi ruled Babylon, in today's Iraq, from about 1792 to 1750 BC. At the top of the stele he stands before Shamash, the sun god and god of justice; below, in Akkadian cuneiform, a prologue says the laws were meant to stop the strong from oppressing the weak. Each law takes the form ‘if someone does this, then this follows’. Penalties depended on rank: harming a noble was punished more heavily than harming a commoner or a slave, and some laws follow the ‘eye for an eye’ principle. About 600 years later a king of Elam, in south-western Iran, carried the stele off as plunder to Susa, where French archaeologists found it in 1901–02. It is now in the Louvre, and scholars still debate whether it was a law code in the modern sense or a showcase of model judgements.
Türkçe oku
Hammurabi Kanunları, günümüze ulaşan en eski ve en iyi korunmuş yasa derlemelerinden biridir. Babil kralı Hammurabi'nin MÖ 1750 dolaylarında yazdırdığı yaklaşık 282 madde, 2,25 metre boyunda bazalt bir dikilitaşa kazınmıştır; aile, mülkiyet, ticaret, ücretler ve yaralanma gibi konuları düzenler.
Hammurabi, bugünkü Irak topraklarındaki Babil'i MÖ 1792–1750 dolaylarında yönetti. Stel denen bu dikilitaşın tepesindeki kabartmada Hammurabi, güneş ve adalet tanrısı Şamaş'ın karşısında durur. Altta Akadca çivi yazısıyla yazılmış girişte, yasaların güçlünün zayıfı ezmesini önlemek için konduğu söylenir. Her madde “biri şunu yaparsa şu olur” biçimindedir. Cezalar toplumsal sınıfa göre değişirdi: Soylu birine zarar vermenin cezası, sıradan birine ya da köleye zarar vermekten ağırdı; bazı maddelerde de “göze göz” ilkesi görülür. Yaklaşık 600 yıl sonra güneybatı İran'daki Elam krallığının hükümdarı taşı ganimet olarak Susa'ya götürdü; Fransız arkeologlar onu 1901–1902'de orada buldu. Taş bugün Paris'teki Louvre Müzesi'ndedir. Metnin çağdaş anlamda bir kanun mu, yoksa kralın adaletini gösteren örnek kararlardan bir derleme mi olduğu hâlâ tartışılıyor.