The story behind the card
Beriberi damages the nerves and heart, and in the late 19th century it was a major, unexplained disease in Asian countries where polished white rice was the staple. Eijkman's discovery began by chance: his chickens were fed leftover white rice from the military hospital until a new manager refused to let hospital rice go to the birds, and once they were back on cheaper unpolished rice they got better. Eijkman first thought white rice held a poison or germ that the grain's outer layers neutralised. His successor, Gerrit Grijns, argued instead that polishing removed something the body needs. That substance is now known as thiamine, or vitamin B1. Eijkman shared the 1929 Nobel Prize in Physiology or Medicine with Frederick Hopkins.
Türkçe oku
Hollandalı hekim Christiaan Eijkman, 1890 dolaylarında Hollanda Doğu Hint Adaları'nda (bugünkü Endonezya) ilginç bir şey fark etti: Parlatılmış beyaz pirinçle beslenen tavuklar, beriberiye benzeyen bir sinir hastalığına yakalanıyordu. Kepekli pirince geri dönülünce tavuklar iyileşti.
Beriberi sinirlere ve kalbe zarar veren bir hastalıktır. 19. yüzyılın sonunda, parlatılmış beyaz pirincin temel besin olduğu Asya ülkelerinde yaygındı ve nedeni bilinmiyordu. Eijkman'ın buluşu bir rastlantıyla başladı. Tavuklar askerî hastaneden artan beyaz pirinçle besleniyordu; yeni gelen bir yönetici hastane pirincinin tavuklara verilmesini yasaklayınca daha ucuz olan kepekli pirince geçildi ve hayvanlar iyileşti. Eijkman önce beyaz pirinçte bir zehir ya da mikrop bulunduğunu, tanenin dış katmanlarının da bunu etkisiz bıraktığını düşündü. Yerine gelen Gerrit Grijns ise pirinç parlatılırken vücudun ihtiyaç duyduğu bir maddenin yok olduğunu savundu. Bugün bu maddeye tiamin, yani B1 vitamini diyoruz. Eijkman 1929 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü Frederick Hopkins'le paylaştı.
