Herkese açık koleksiyon

Yaşayan arşiv

Dil, tarih, sanat, bilim ve iç dünyada arayın. Her sonuç; bağlamına, kaynağına ve bir sonraki fikre açılır.

1.965açık kart
28konu
2dil

Ara ve süz

Aklınızdaki düşünceyi bulun.

1.965 kart, herkesin erişimine açık

Üç ayrı yol

Bir ruh hâlinden başlayın.

Rotayı biraz açık bırakınBana beklemediğim bir fikir ver

Arşiv dökümü

1.965 kart, herkesin erişimine açık

Sayfa 6 / 82
Q0139
DinginlikEdebiyat

Bilinçdışını bilinçli kılana dek, o hayatını yönetecek ve sen buna kader diyeceksin.

Jung’un hiç tam olarak yazmadığı en ünlü cümlesi: Düşüncesini özetler, ama Toplu Eserler’inde bu hâliyle geçmez. En yakın özgün pasajlar Aion’dadır (1951); Jung orada, bilince çıkarılmayan iç durumun dışarıda “kader” olarak yaşandığını yazar. Fikir tümüyle ona aittir: Görmezden gelinen iç malzeme kaybolmaz — yansıtma, tekrar ve kader sanılan bir yaşam örüntüsü olarak geri döner.

Q0140
DinginlikZihin

Görülerin ancak kendi kalbine bakabildiğinde berraklaşır. Dışarı bakan düş görür. İçeri bakan uyanır.

Bu söz gerçektir: Jung bunu 22 Ekim 1916’da Fanny Bowditch’e yazdığı, C.G. Jung Letters 1. ciltte yayımlanan mektupta kaleme aldı. Karşıtlık, yönteminin kalbidir: Dışarıya bakmak düşler üretir — fantezi ve yansıtma; içeriye bakmaksa uyanmanın zor işidir: İnsanın kendi niyetleriyle ve gölgeleriyle kılıksız yüzleşmesi.

Q0141
DinginlikEdebiyat

Kendine yalan söyleyen ve kendi yalanlarına inanan bir insan, gerçeği tanıyamaz hâle gelir. Sonunda hem kendine hem başkalarına olan saygısını yitirir. Kimseye saygısı kalmayınca artık sevemez. Dürtülerine boyun eğer, en bayağı hazlara dalar ve sonunda bir hayvan gibi davranır. Ve bunların hepsi, hem başkalarına hem kendine yalan söylemekten gelir.

Bu söz Karamazov Kardeşler’de yaşlı Zosima’nın kendini kandırmaya karşı uyarısından gelir. Dostoyevski burada düzgün bir motivasyon cümlesi kurmaz; insanın kendine yalan söylemesinin önce algıyı, sonra saygıyı, ardından sevme yetisini nasıl aşındırdığını gösterir.

Q0144
DinginlikEdebiyat

Hayat yakından bakıldığında bir trajedi, uzaktan bakıldığında bir komedidir.

Chaplin’in kendi komedi anlayışını özetlediği, röportajlarında yinelediği ve 1977’de ölümünün ardından dünya basınında dolaşan sözü. Sinema dilini hayat bilgeliğine çevirir: Yakın planda bir düşüş, bütün kareyi dolduran bir acıdır; genel planda ise aynı düşüş komediye dönüşür. Mesafe — ister kamerada ister zamanda — trajedinin türünü değiştirir.

Q0145
AzimFelsefe

Kahkahasız bir gün, boşa geçmiş bir gündür.

Halk arasında Chaplin’e mal edilir, oysa düşünce iki yüzyıldan eskidir. Fransız yazar Nicolas Chamfort 1790’larda not düşmüştü: “La plus perdue de toutes les journées est celle où l’on n’a pas ri” — günlerin en kaybı, gülünmeden geçenidir. Chaplin’e atıf, kısmen 1992 yapımı Shining Through filmiyle yayıldı. Yine de ona yakışıyor: Kahkahayı kimse onun kadar hayati gösteremedi.

Q0146
AzimFelsefe

Aşağı bakıyorsan gökkuşaklarını asla bulamazsın.

Chaplin’in 1928 tarihli sessiz filmi Sirk’in 1969’daki yeniden gösterimi için bestelediği ve seksenine yakın bir yaşta kendi sesiyle söylediği “Swing High Little Girl” şarkısından bir dize. Şarkı, filmin açılışında trapezdeki kızın görüntüsüne eşlik eder. Öğüt, ahlaki olmadan önce fizikseldir: Gökkuşağını görmek için önce bakışı yerden kaldırmak gerekir.

Q0147
DinginlikEdebiyat

Hayat, bir denizanası için bile güzel ve muhteşem bir şeydir.

Chaplin’in Sahne Işıkları’nda (Limelight, 1952) canlandırdığı yaşlı kabare palyaçosu Calvero’nun, umudunu yitirmiş genç dansçıyı hayata döndürmeye çalışırken söylediği replik. Denizanası düşünceye oyunbaz bir hava katar, ama sahne ölesiye ciddidir: Calvero intihara karşı konuşmaktadır. Hayatın görkemi, der; mevkiye, başarıya, hatta anlamaya bile bağlı değildir — yaşayan her canlı için oradadır.

Q0148
DinginlikEdebiyat

Anlamı ne yapacaksın? Hayat bir arzudur, bir anlam değil.

Sahne Işıkları’nda (1952) genç dansçı Terry hayatın amaçsız ve anlamsız olduğunu söylediğinde Calvero’nun verdiği yanıt: “Anlamı ne yapacaksın? Hayat bir anlam değil, bir arzudur. Arzu, bütün hayatın temasıdır!” Chaplin burada alaycı değildir; varoluşun kendini bir tez gibi kanıtlaması gerektiği fikrine itiraz eder. Calvero ekler: Gül de yalnızca gül olmayı arzular.

Q0150
DinginlikEdebiyat

Mutsuz evliliklere yol açan şey sevgi eksikliği değil, dostluk eksikliğidir.

Nietzsche’nin büyük aforizma kitabı İnsanca, Pek İnsanca’dan (1878). Bitmiş evliliklerin romantik açıklamasına karşı çıkar: Bağı tutku başlatabilir; ama iki insanın ilk yoğunluk biçim değiştirdikten sonra da buluşmayı sürdürmesini sağlayan şey dostluktur — konuşmayı sürdürebilmek, birbirine ilginç kalabilmek. Kitabın başka bir yerinde öğüdü nettir: Evlenmeden önce sorun — bu insanla yaşlılıkta da sohbet etmekten keyif alacak mıyım?

Q0151
DinginlikEdebiyat

Ruh huzuru ve mutluluk için çabalamak istiyorsan, inan. Gerçeğin öğrencisi olmak istiyorsan, sorgula.

Sahici Nietzsche — üstelik şaşırtıcı derecede erken: Bunu yirmi yaşında, teolojiyi neden bıraktığını açıkladığı, kız kardeşi Elisabeth’e yazdığı mektupta (11 Haziran 1865) kaleme aldı — “Ruh huzuru ve mutluluk istiyorsan inan; hakikatin müridi olmak istiyorsan sorgula.” Sonraki bütün felsefesinin tohumu buradadır: Huzur ile hakikat farklı bedeller ister ve ciddi bir zihin hangi faturayı ödediğini bilmelidir.

Q0152
DinginlikEdebiyat

Biz, rüyaların yapıldığı maddeyiz.

Bu söz Fırtına’da, maskeli oyun dağıldıktan sonra Prospero tarafından söylenir. Shakespeare tiyatroyla faniliği birbirine bağlar: saraylar, oyuncular, hatta dünyanın kendisi sahne yanılsaması gibi dağılır; insan ömrü ise uykuyla çevrilir.

Q0154
DinginlikEdebiyat

Gerçek aşkın yolu hiçbir zaman pürüzsüz olmamıştır.

Bu söz Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda Lysander’a aittir; âşıkların karmaşası komik bir kaosa dönüşmeden önce söylenir. Kalıcı olmasının nedeni, aşkın zorluğunu neredeyse hikâyenin yasası gibi kurmasıdır: aşk nadiren düz, itaatkâr bir çizgide ilerler.

Q0155
DinginlikEdebiyat

Aşk gözlerle değil, zihinle bakar.

Bu söz Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda Helena’nın arzunun akıldışılığını düşünürken söylediği dizelerdendir. Shakespeare Cupid’in körlüğünü psikolojik hâle getirir: aşk yalnızca bakmaz; hayal eder, dönüştürür, mazur görür ve bazen yanlış tanır.

Q0156
DinginlikEdebiyat

Kısalık, nükteciliğin ruhudur.

Bu söz Hamlet’te Polonius tarafından söylenir; bu yüzden lezzetli biçimde ironiktir: kısalığı öven kişi oyunun en lafı uzatan karakterlerinden biridir. Alıntı, sahnedeki bağlam hatırlanınca güçlenir; Shakespeare bilgelikle kendini ele vermeyi aynı cümlede buluşturur.

Q0158
DinginlikEdebiyat

Güzel bir şey, sonsuza dek bir sevinçtir.

Bu söz Keats’in 1818’de, henüz çok gençken yayımlanan Endymion adlı uzun şiirinin ilk dizesidir. Şiir iddialı ve yer yer dengesizdir; ama ilk dize kalıcıdır, çünkü Romantik güzellik inancını besin gibi kurar: güzellik süs değil, içsel yenilenmenin uzun ömürlü kaynağıdır.