Q0110Daha az kork, daha çok umut et.
Bu İsveç deyişi günlük bir ilke kadar kısadır. Korkunun yok olacağını varsaymaz; sadece zihnin bütün iklimini korkunun belirlemesine izin verme der.
Herkese açık koleksiyon
Dil, tarih, sanat, bilim ve iç dünyada arayın. Her sonuç; bağlamına, kaynağına ve bir sonraki fikre açılır.
Ara ve süz
1.965 kart, herkesin erişimine açık
Üç ayrı yol
Arşiv dökümü
Q0110Bu İsveç deyişi günlük bir ilke kadar kısadır. Korkunun yok olacağını varsaymaz; sadece zihnin bütün iklimini korkunun belirlemesine izin verme der.
Q0111Bir Kongo atasözü; ‘bir çocuğu köy büyütür’ sözünün yakın akrabası. Tek bir bilezik ses çıkarmaz; müziği yaratan, insanların ve şeylerin bir aradalığıdır.
Q0112Vizyon yön verir; eylem ise ona beden kazandırır. Atasözü iki ucu da reddettiği için değerlidir: amaçsız hareket enerjiyi dağıtır, eylemsiz vizyon ise güvenli bir hayal olarak kalır.
Q0113Neredeyse her zaman eski bir Çin atasözü sanılır — oysa bilinen en eski hâli İngilizcedir; Anne Ritchie’nin 1885 tarihli ‘Mrs Dymond’ romanından gelir. Fikir yine de zamansızdır: Yardım insanı bir kez doyurur, beceri ise ömür boyu. Gerçek yardım bağımlılık değil, bağımsızlık kurar.
Q0114Mum özellikle küçüktür. Atasözü insan ölçeğinde işe yarayan eylemi savunur: bir sorun söylenerek yok edilemeyecek kadar büyükse, gerçekten aydınlatabileceğin parçadan başla.
Q0115Çoğu zaman Hint atasözü olarak aktarılan bir söz. Vurgusu şu: Yaş, takvimle değil, bakış açısıyla ölçülür; ileriye baktığın sürece genç kalırsın. Yaşlılık, geçmişe dair pişmanlıkların, gelecekten beklediklerinden daha yüksek sesle konuşmaya başladığı gün başlar.
Q0116Yaşadığın sürece hiçbir durum umutsuz değildir. Latince ‘Dum spiro spero’ sözünden.
Q0117Genç Tolstoy’un günlüklerinden alaycı bir itiraf — kendi düşüncesiz heveslerinin bir listesi. Savaş ve Barış’tan çok önce, bu tür acımasız ve dürüst bir öz-gözlemi alışkanlık edinmişti; bu bakış sonradan romanlarının itici gücü oldu.
Q0118Bu söz her yerde Rumi (Mevlânâ) adıyla paylaşılır; ancak Mesnevi’nin ya da Divan-ı Kebir’in bilimsel çevirilerinde yer almaz — onu Sufi ruhu taşıyan modern bir söz saymak gerekir. Yine de kurduğu ayrım Mevlânâ’nın dünyasında gerçektir: Sufi şairler için aşk, bütün geleneklerin altındaki akıntıdır; kurumlar ise onun durmadan taşırdığı kaplar.
Q0119Uymak seni başkalarına yararlı kılabilir ama özgürlüğüne mal olur; uymamanın da kendi sessiz ödülü vardır.
Q0120Söz, güvenilir bir şiir ya da kitap kaynağı olmadan Bukowski adıyla dolaşır; bu yüzden bir atıf olarak kalır. Yine de onun sert aşk şiirlerini yankılar: Oralarda şefkat asla süslenmez — aşk fiziksel bir iz bırakır ve Bukowski o tortuyu neredeyse herkesten daha dürüst yazdı.
Q0121Bukowski tadında bir hayatta kalma cümlesi; ancak eserlerine güvenilir biçimde bağlanamamıştır. Gelgelelim paradoks onun bizzat yaşadığıdır: Post Office elli yaşında yayımlanana dek onlarca yıl yoksulluk ve öğütücü işler. İnsan hayatta kalmak için öyle şiddetli savaşabilir ki, yaşamak ertelenir.
Q0122Bukowski’nin acımasız “canlılık testi” gibi ses verdiği için sık sık onun adıyla paylaşılır; ancak kesin bir kaynağı bulunamamıştır. İşi paradoks görür: Ruhunuzun kaybolduğunu hâlâ hissedebiliyorsanız, içinizde henüz ölmemiş bir şey vardır — hasarın farkında olmak, hayatın son işareti ve onarımın ilk aleti olabilir.
Q0123Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0124Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0125Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0126Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0127Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0128Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0129Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0130Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler dizisidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın çevirisiyle ünlenmiştir.
Q0131Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler geleneğidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın serbest çevirisiyle ünlenmiştir. Bu söz, Hayyam’a bağlanan temel duyguyu taşır: Hayatın kırılganlığı onu küçültmez; tersine, yaşanan anı daha değerli kılar.
Q0133İnternette Filistinli şair Mahmud Derviş’e yaygın biçimde bağlanır; ancak sağlam bir şiir ya da kitap referansı yoktur, dolayısıyla atıf belirsiz kalır. Yine de onun duygusal iklimine uyar: Derviş’in şiirinde aşk ve sürgün, sıradan hayat onları taşıyamadığında, belleğin ya da düşün içinden girilen yerlere dönüşür.
Q0134Bu söz Emily Dickinson’ın genellikle ilk dizesiyle anılan ‘Nature — sometimes sears a Sapling’ adlı kısa şiirinden gelir. Şiir yaralanmış ağaçlarla insanın iç dünyasını karşılaştırır: bitkiler hasarı sonraki mevsimlerde görünür biçimde taşır; ruhu olan insan ise küçük iç ölümleri tekrar tekrar yaşayabilir.