Neden rüya gördüğümüz sorusuna bilim hâlâ herkesin kabul ettiği tek bir cevap veremiyor. Rüyalar en canlı hâlini REM (hızlı göz hareketi) uykusunda alır, ama öteki uyku evrelerinde de görülür. Araştırmalar rüyaları hafızayla, duygularla ve beynin gece boyunca süren kendi etkinliğiyle ilişkilendiriyor.
Ikigai Daily
Kartın devamı
Chicago Üniversitesi’nden Eugene Aserinsky ile Nathaniel Kleitman 1953’te uykuda gözlerin hızla hareket ettiği dönemleri (REM) fark etti ve bunları rüyayla ilişkilendirdi; REM uykusunda yapılan uyandırmaların yaklaşık yüzde 80’inde kişi bir rüya anlatır. Sonraki çalışmalar, başka evrelerde uyandırılanların da rüya anlattığını gösterdi; ama bu rüyalar genellikle daha kısadır ve pek bir hikâyeye benzemez. Rüyanın ne işe yaradığı konusundaki açıklamalar ise birbirinden farklı. Sigmund Freud, 1899’da yayımlanan Düşlerin Yorumu’nda rüyaları kılık değiştirmiş arzular olarak yorumladı. Allan Hobson ile Robert McCarley 1977’de başka bir açıklama önerdi: Onlara göre rüya, uykuda beyin sapından gelen rastgele sinyalleri beynin bir hikâyeye dönüştürme çabasıdır. Beyin sapı, beynin omurilikle birleştiği bölümdür. Başka araştırmacılar ise rüyaların tehlikelere hazırlanmaya, anıları düzenlemeye ya da duygusal deneyimleri yumuşatmaya yaradığını savunuyor. Her kuram bazı rüyaları açıklıyor, ama hiçbiri hepsini açıklamıyor.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Ikigai Daily
İlgili kaynak: Rüya