Tactile paving, the raised studs and bars set into pavements and station platforms, lets blind and partially sighted people feel their way. Underfoot or through a cane, the pattern warns of a crossing or platform edge, or shows the way ahead.
UK Department for Transport
The story behind the card
Tactile paving was invented in Japan in 1965 by Seiichi Miyake, who was inspired by braille. The first blocks were laid in 1967 on a street in Okayama, near a school for the blind, and they spread across Japan's streets and stations. Other countries followed; Australia fitted them at every venue of the 2000 Sydney Olympics. In the most common system, rows of rounded studs mean 'stop and take care', while long parallel bars mean 'walk this way'. Countries use their own variations, so consistent layout matters: tiles in the wrong place can mislead the people they are meant to guide.
Türkçe oku
Kaldırımlara ve peronlara döşenen kabartmalı yüzeyler, görme engelli ve az gören insanların yollarını hissederek bulmasını sağlar. Desen ayakla ya da bastonla hissedilir; yaya geçidini ya da peron kenarını haber verir veya gidilecek yönü gösterir.
Kabartmalı yer döşemesini 1965'te Japonya'da Seiichi Miyake, Braille alfabesinden esinlenerek geliştirdi. İlk bloklar 1967'de Okayama'da, bir görme engelliler okulunun yakınındaki bir caddeye döşendi; sonra Japonya'nın sokaklarına ve istasyonlarına yayıldı. Başka ülkeler de ardından geldi; Avustralya, 2000 Sidney Olimpiyatları'nın bütün mekânlarına bu döşemeleri uyguladı. En yaygın sistemde sıra sıra yuvarlak kabartmalar “dur ve dikkat et”, uzun paralel çizgiler ise “bu yönden yürü” anlamına gelir. Her ülkenin kendine göre farkları olduğu için döşemelerin tutarlı yerleştirilmesi önemlidir: Yanlış yere konan bir döşeme, yol göstermesi gereken kişiyi yanıltabilir.
