Roger Brown ve David McNeill 1966’da “dilimin ucunda” hissini incelemek için katılımcılara az bilinen kelimelerin tanımlarını okudu; örneğin Doğu Asya limanlarında kullanılan küçük bir tekne. Kelimeyi bulamayanlar bile çoğu zaman ilk harfini ve hece sayısını biliyordu.

Roger Brown & David McNeill, 1966 study

ZihinDilBilim

Kartın devamı

Aranan kelime “sampan”dı; onu bulamayanlar “Saipan”, “Siam”, “sarong” gibi sesçe yakın kelimeler söyledi. Psikologlara göre bir kelimenin anlamı ile sesi bellekte birbirine bağlı ama ayrı yerlerde tutulur. Kelime dilin ucundayken anlam devrededir, ama sinyal sese tam ulaşmaz; bu yüzden ilk harf gibi yalnızca parçalar geçer. Bu his yaş ilerledikçe sıklaşır ve özellikle kişi adlarında yaşanır, çünkü bir ad, insanı ona geri götürecek pek bir anlam taşımaz. Görünüşe göre evrensel bir deneyim: bir araştırma, incelenen 51 dilin 45’inde bunun için bir deyim bulunduğunu gösterdi; Türkçedeki “dilimin ucunda” da onlardan biri.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

Kaynak: Roger Brown & David McNeill, 1966 study

İlgili kaynak: Tip of the tongue
Sıradaki kartİnsanlar duygularını birbirinden ne kadar ince ayırabildikleri konusunda farklıdır: biri kaygıyı, sinirliliği, hayal kırıklığını ve yalnızlığı ayrı ayrı tanırken, bir başkası yalnızca “kötü” hisseder. Psikologlar buna duygusal ayrıntı düzeyi der; bu düzeyi yüksek olanlar zor duygularla genellikle daha esnek başa çıkar.Devam et →