Az söz, çok şey

Atasözleri

Farklı dillerden ve kültürlerden atasözleri. Birkaç kelimeye sığan deneyimler ve öğütler.

Bu konudaki kartlarSayfa 2Ek açıklama ve kaynaklar

İlgili konular

Başka hangi konulara bakabilirsiniz?

Bu başlıktaki kartlar aşağıda. İsterseniz ilgili konulardan biriyle devam edin.

AzimOkuma seçeneği
DinginlikOkuma seçeneği
MerakOkuma seçeneği
AzimFelsefe

İçten bir kahkaha ve uzun bir uyku, en iyi ilaçtır.

İrlandacada sözün tamamı şöyledir: “Gáire maith is codladh fada, an dá leigheas is fearr i leabhar an dochtúra.” Yani doktorun kitabındaki en iyi iki ilaç, içten bir kahkaha ile uzun bir uykudur. 1964’te ağır ve ağrılı bir hastalığa yakalanan Amerikalı gazeteci Norman Cousins komedi filmleri izledi ve on dakika katıla katıla gülmenin ona en az iki saat ağrısız uyku kazandırdığını anlattı. İyileşmesinde kahkahanın ne kadar payı olduğu tartışmalıdır, ama 1979’da yayımladığı Anatomy of an Illness (Bir Hastalığın Anatomisi) kitabı bu hikâyeyi dünyaya duyurdu.

AzimFelsefe

Akşam olmadan günü övme.

Rusçada “Hvali jizn pri smerti, a den veçerom” denir: Hayatı sonunda, günü akşamında öv. Tanrı Odin’in ağzından söylenmiş eski İskandinav şiiri Hávamál (“Yüce Olan’ın Sözleri”) da günü akşam olunca, buzu üstünden geçince övmeyi salık verir. Yunan tarihçi Herodot’un anlattığına göre Atinalı yasa koyucu Solon, servetiyle ünlü Lidya Kralı Krezüs’ü şöyle uyarmıştı: Bir insanın hayatının nasıl bittiğini görmeden ona mutlu denmez. Türkçede aynı temkini “Ayıyı vurmadan postunu satma” sözü dile getirir.

AzimFelsefe

Sabah, akşamdan akıllıdır.

“Utro veçera mudreneye” Rusçanın en bilinen atasözlerinden biridir ve masallarda sık sık geçer. Halk bilimci Aleksandr Afanasyev’in 19. yüzyılda derlediği “Kurbağa Prenses” masalında kurbağa, çaresiz kalan prense üzülmemesini, yatıp uyumasını söyler, çünkü sabah akşamdan akıllıdır. Sabah olduğunda da prensin altından kalkamayacağı işi çoktan bitirmiştir. Bilim de sözü bir ölçüde doğruluyor: 2004’te Almanya’da yapılan bir deneyde, bir bulmacadaki gizli kuralı gece uyuduktan sonra fark edenler, uyanık kalıp fark edenlerin iki katından fazlaydı. Türkçede de “Sabah ola, hayrola” denir.

AzimFelsefe

Güven ama doğrula.

Rusçada söz kafiyelidir: “Doveryay, no proveryay.” İngilizceye Ronald Reagan sayesinde geçti. Amerikalı Rus tarihi uzmanı Suzanne Massie, 1984-1987 arasında Reagan’la defalarca görüştü; ona Rusların atasözleriyle konuşmayı sevdiğini söyledi ve bu sözü öğretti. Reagan da sözü Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’la yürüttüğü nükleer silah görüşmelerinde dilinden düşürmedi. Aralık 1987’de orta menzilli füzeleri yasaklayan antlaşmanın imza töreninde sözü yine söyleyince Gorbaçov “Bunu her görüşmede tekrarlıyorsunuz” dedi; Reagan da “Hoşuma gidiyor” diye karşılık verdi.

AzimFelsefe

İki tavşanın peşine düşen ikisini de yakalayamaz.

Atasözü Rusçada şöyledir: “Za dvumya zaytsami pogonişsya, ni odnogo ne poymayeş.” Yani iki tavşanı birden kovalayan tekini bile yakalayamaz. Tavşan hızlı koşar ve ansızın yön değiştirir; ikisi arasında gidip gelen avcı sonunda ikisini de kaçırır. Japoncada da neredeyse aynı söz vardır: “Nito o ou mono wa itto o mo ezu.” Dikkati bölmenin bedelini psikologlar da ölçmüştür. 1927’deki ilk deneylerden bu yana yapılan araştırmalar, iki iş arasında gidip gelenlerin daha yavaş çalıştığını ve daha çok hata yaptığını gösteriyor; buna “geçiş maliyeti” deniyor. Türkçede aynı öğüdü “İki karpuz bir koltuğa sığmaz” sözü verir.

AzimFelsefe

Yedi kez ölç, bir kez kes.

Atasözü Rusçada “Sem raz otmer, odin raz otrej” diye söylenir. İmge terzilikten ve marangozluktan gelir: Ölçü istendiği kadar yeniden alınabilir, ama kesilen kumaş ya da tahta geri gelmez. Buradaki yedi, tam bir sayı değildir. Rus sözlerinde yedi çoğu zaman yalnızca “çok” anlamına gelir; durmadan fikir değiştiren biri için söylenen “Haftada yedi cuma” (sem pyatnits na nedele) deyiminde olduğu gibi. İngiliz marangozlar aynı öğüdü daha kısa söyler: “Measure twice, cut once”, yani iki kez ölç, bir kez kes. Türkçede de “İki ölç, bir biç” denir.

AzimFelsefe

Ne sirk benim ne de maymunlar.

Lehçedeki “Nie mój cyrk, nie moje małpy” sözü, gündelik dilde “Bu karmaşayı toparlamak bana düşmez” demenin yoludur. Eski bir atasözü değil, yeni bir deyimdir: Bu biçim yazılı kaynaklarda ilk kez 1988’de, karşıdakine söylenen “Senin sirkin, senin maymunların” biçimi ise 1979’da görülür. Gazeteci Adam Michnik sözü 1996’da Gazeta Wyborcza gazetesinde kullandı; deyim o günden bu yana kelimesi kelimesine İngilizceye ve Almancaya da geçti. Söz, umursamazlığı değil, insanın sorumluluğunun nerede bittiğini bilmesini anlatır. Türkçede buna yakın bir düşünceyi “Her koyun kendi bacağından asılır” atasözü dile getirir.

AzimFelsefe

Hızlı gitmek istiyorsan yalnız git. Uzağa gitmek istiyorsan birlikte git.

Dünyada en çok alıntılanan “Afrika atasözlerinden” biridir, ama hiçbir Afrika dilinde aslı bulunamamıştır. Atasözü araştırmacıları Wolfgang Mieder ile Charles Clay Doyle, sözü Rudyard Kipling’in “En hızlı, yalnız yol alan gider” dizesine verilmiş modern bir cevap olarak görür. Nitekim 1917’de bir Amerikan şirketinin dergisi Kipling’e “En uzağa, takımıyla birlikte çeken gider” diye karşılık vermişti. Bugünkü biçimin bilinen en eski örneği 2004 tarihli bir kitaptadır. Al Gore da 2007’de Nobel Barış Ödülü’nü kazandığını öğrendiği gün bu sözü aktarmıştı. Türkçede aynı düşünceyi “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” sözü anlatır.

AzimFelsefe

Kükreyen aslan av yakalayamaz.

Afrika atasözü derlemeleri bu sözü genellikle “A roaring lion kills no game” (Kükreyen aslan av öldürmez) biçiminde verir ve sıklıkla Uganda’ya bağlar. Söz, aslanların gerçek davranışıyla da örtüşür. Kükreme bir silah değil, bir işarettir: Aslanlar çoğunlukla geceleri, varlıklarını duyurmak ve sürüdeki öbür aslanlarla haberleşmek için kükrer; bu ses 8 kilometre öteden duyulabilir. Av ise sessizce yapılır. Aslan avına usulca sokulur, sonra birden atılır, çünkü ceylan gibi hızlı hayvanlar uzun bir kovalamacada ondan kaçıp kurtulur. İngilizcedeki “Barking dogs seldom bite” sözünün Türkçedeki karşılığı da tanıdıktır: “Havlayan köpek ısırmaz.”

AzimFelsefe

Irmağın derinliğini iki ayağıyla birden ancak bir aptal yoklar.

Afrika atasözü derlemeleri bu sözü sıklıkla Gana’daki Asante (Aşanti) halkına bağlar ve “Kimse ırmağın derinliğini iki ayağıyla birden yoklamaz” biçiminde verir. Öğüt kelimenin tam anlamıyla da doğrudur: Irmak derinliğini de akıntısının gücünü de gizler. ABD Ulusal Hava Durumu Servisi’ne göre hızla akan sel suyu, 15 santimetre derinlikte bile bir yetişkini yere düşürebilir. Gündelik hayatta söz, geri dönüşü olmayan bir işe girişmeden önce küçük bir deneme yapmak demektir; suya önce ayak ucunu değdirmek gibi. Türkçede dikkatli davranmak için “ayağını denk almak” denir.

AzimFelsefe

Kökleri derin olan rüzgârdan korkmaz.

Söz çoğu zaman Afrika atasözü diye paylaşılır, ama belirli bir dile ya da halka bağlanamamıştır. Botanik açısından ise yerindedir. Rüzgârda sallanan ağaçlar buna daha kalın gövdeler ve daha güçlü kökler geliştirerek karşılık verir. Botanikçiler bitkinin dokunmaya ve harekete göre biçimlenmesine tigmomorfogenez der; ad, Yunancada “dokunma” ve “biçimlenme” anlamına gelen sözcüklerden gelir. Arizona çölündeki dev kapalı sera Biosphere 2 bunun tersini gösterdi: İçerideki ağaçlar hızla büyüdü ama zayıf kaldı, çünkü rüzgâr olmayınca normalde rüzgârın oluşturduğu sert odun gelişmedi. Türkçedeki “Ağaç kökünden yıkılır” sözü de bir düzenin ancak temeli bozulunca çöktüğünü anlatır.

AzimFelsefe

Gece ne kadar uzun sürerse sürsün, sonunda şafak söker.

Hausaca, Afrika’nın en yaygın dillerinden biridir ve Nijerya’nın kuzeyinde, Nijer’de konuşulur. Söz bu dilde “Komai nisan dare, gari zai waye” diye geçer: Gece ne kadar uzun olursa olsun, sabah olur. R. C. Abraham’ın 1949 tarihli Hausaca sözlüğü, sözü İngilizcedeki “every cloud has a silver lining”, yani “her şerde bir hayır vardır” sözüyle karşılar. Söz bugün de öyle tanıdıktır ki 2019’da çekilen bir Hausa filmine ilk kelimeleri ad olmuş, gençler de ondan sosyal medya üzerine bir şaka türetmiştir: Gece ne kadar geç olursa olsun, birileri mutlaka çevrim içidir. Türkçede aynı umudu “Gün doğmadan neler doğar” sözü taşır.

AzimFelsefe

Köyün bağrına basmadığı çocuk, sıcaklığını duymak için köyü ateşe verir.

İnternette Afrika atasözü diye çok paylaşılır, ama belirli bir Afrika dilinde aslı doğrulanmamıştır. Yine Afrika’ya mal edilen “Bir çocuğu yetiştirmek için bütün bir köy gerekir” sözünün karanlık ikizi gibidir; Hillary Clinton bu ikinci sözü 1996’da yayımlanan kitabına ad olarak seçmişti. Psikoloji de sözdeki uyarıyı destekliyor. Deneylerde dışlanan kişiler, örneğin basit bir top atma oyununda dışarıda bırakılanlar ya da ileride yalnız kalacakları söylenenler, daha saldırgan oldu ve başkalarına daha az yardım etti.

AzimFelsefe

Yol, yürüdükçe açılır.

Karttaki söz, İspanyol şair Antonio Machado’nun (1875-1939) iki dizesinin kısaltılmış hâlidir: “Caminante, no hay camino, se hace camino al andar”, yani “Yolcu, yol yoktur; yol yürüdükçe açılır.” Dizeler, ilk kez 1912’de yayımlanan Campos de Castilla (Kastilya Kırları) kitabındaki “Proverbios y cantares” (Atasözleri ve Şarkılar) bölümünün 29. şiirinden alınmıştır. Machado İspanya Cumhuriyeti’nin yanında yer aldı ve Şubat 1939’da Fransa’nın Collioure kasabasında sürgünde öldü. Katalan şarkıcı Joan Manuel Serrat 1969’da şiiri besteledi ve “Cantares” çok sevilen bir şarkı oldu.

AzimFelsefe

Gerçeklere gözünü kaparsan, dersini kazalardan alırsın.

Söz Afrika atasözü olarak dolaşır, ama bu biçimiyle belirli bir dile ya da halka ait olduğu saptanmamıştır. Psikolojide sözün uyardığı alışkanlığın bir adı vardır: deve kuşu etkisi. Yani işe yarayacak ama hoşa gitmeyecek bilgiden kaçmak; çok para harcadıktan sonra banka hesabına bakmamak gibi. İsveç ve ABD’de yapılan araştırmalar da yatırımcıların, borsa yükselirken hesaplarına daha sık, düşerken daha seyrek baktığını gösterdi. Adı ise bir efsaneden gelir: Deve kuşları başlarını kuma gömmez. Türkçedeki “deve kuşu gibi başını kuma gömmek” deyimi de aynı efsaneye dayanır.

AzimFelsefe

Başı dışarıda kalan çiviye çekiç iner.

Atasözü Japoncada “Deru kui wa utareru” diye söylenir: Dışarı çıkan kazığa çekiç iner. Japoncada çivili biçim (“deru kugi”) yaygın bir yanlış sayılır, ama İngilizcede söz genellikle çiviyle aktarılır. Yeteneğiyle, fikirleriyle ya da yalnızca farklılığıyla sivrilen kişinin yeniden hizaya sokulmasını anlatır; kimi zaman uyarı, kimi zaman gözlem, kimi zaman da yakınma olarak söylenir. Avustralya ve Yeni Zelanda’da da başarısıyla öne çıkanı yıpratmaya “uzun gelincikleri biçmek” denir. Japonların modern bir cevabı da vardır: Fazla dışarı çıkan kazığa çekiç inmez. Türkçede bu durumu en iyi “göze batmak” deyimi anlatır.

AzimFelsefe

Toz bile birike birike dağ olur.

Atasözü Japoncada “Chiri mo tsumoreba yama to naru” diye söylenir: Toz bile birike birike dağ olur. Söz, iroha karuta adlı kart oyununda da yer alır; bu oyunda eski Japon hece alfabesinin her hecesi için bir atasözü vardır. İmge çok daha eskidir: 10. yüzyılın başlarında derlenen imparatorluk şiir antolojisi Kokin Wakashū’nun önsözü, yüksek dağların da eteklerindeki tozdan yükseldiğini söyler. Svahilicede aynı düşünce daha mütevazı bir imgeyle söylenir: “Haba na haba hujaza kibaba”, yani azar azar ölçek dolar. Türkçedeki en yakın karşılığı ise “Damlaya damlaya göl olur” sözüdür.

AzimFelsefe

Eğilen bambu, direnen meşeden daha güçlüdür.

Bu söz çoğu zaman Japon atasözü diye paylaşılır, ama Japoncada aslı bulunamamıştır. Düşüncenin kendisi çok daha eskidir. Ezop’un “Meşe ile Kamış” masalında gücüne güvenen kibirli meşe fırtınada devrilir, rüzgârla birlikte eğilen kamış ise ayakta kalır. Masalı 5. yüzyılda Romalı yazar Avianus Latinceye aktarmıştır. Eski Çin’in bilgelik kitabı Tao Te Ching de eğilmeyen ağacın kırıldığını söyler. İngilizcede bu öğüt kısaca “Better bend than break” diye söylenir: Kırılmaktansa eğilmek iyidir.

AzimFelsefe

Akıllı şahin pençelerini gizler.

Atasözü Japoncada 能ある鷹は爪を隠す (nō aru taka wa tsume o kakusu) biçimindedir: Yetenekli şahin pençelerini saklar. Japon sözlükleri anlamını sade bir dille açıklar: Gerçekten yetenekli olan, yeteneğiyle gösteriş yapmaz. Sözün bir biçimi, 1599 dolaylarına ait bir Japon atasözleri derlemesinde bile geçer. Genellikle sessiz, alçak gönüllü görünen ama işinin ustası çıkan biri için söylenir. İngilizcede aynı gözlem tersinden dile gelir: “Empty vessels make the most noise”, yani boş kaplar en çok sesi çıkarır. Türkçede de “Boş başak dik durur” denir.

AzimFelsefe

Kuyudaki kurbağa koca okyanustan habersizdir.

Atasözünün Japonca aslı 井の中の蛙大海を知らず (i no naka no kawazu taikai o shirazu) biçimindedir ve Çin felsefesinin klasiklerinden Zhuangzi’ye dayanır. Kitap adını MÖ 4. yüzyılda yaşamış düşünür Zhuang Zhou’dan alır. “Güz Selleri” bölümüne göre kuyudaki kurbağaya deniz anlatılmaz, çünkü o yalnızca kuyusunu bilir. Aynı bölümdeki bir hikâyede kurbağa, Doğu Denizi’nden gelen bir kaplumbağaya kuyusuyla övünür. Kaplumbağa ona öyle bir deniz anlatır ki yıllarca süren seller onu yükseltememiş, kuraklıklar alçaltamamıştır. Kurbağanın dili tutulur.

AzimFelsefe

Kaplan ölür postunu bırakır, insan ölür adını bırakır.

Korecede atasözü “Horangineun jugeoseo gajugeul namgigo, sarameun jugeoseo ireumeul namginda” diye söylenir. Kore atasözü derlemeleri bunu bir öğüt olarak açıklar: İyilik yap ki öldükten sonra adın saygıyla anılsın. Sözün Çincede daha eski bir biçimi vardır ve orada kaplanın yerinde leopar durur. 11. yüzyıl tarihçisi Ouyang Xiu’nun yazdığına göre, 10. yüzyılın başlarında yaşayan dobra general Wang Yanzhang “Leopar ölür postunu bırakır, insan ölür adını bırakır” sözünü dilinden düşürmezdi. Türkçede aynı öğüdü “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” atasözü verir.

AzimFelsefe

Maymun bile ağaçtan düşer.

Atasözü Japoncada 猿も木から落ちる (saru mo ki kara ochiru) biçimindedir: Maymun bile ağaçtan düşer. Japon sözlükleri anlamını sade bir dille verir: En usta kişi bile zaman zaman yanılır. Atasözü 1638’de basılan bir mizahi şiir derlemesinde yer alır; bugün de işinin ehli bir dost hata yaptığında gönlünü hoş tutmak için söylenir. Japoncada aynı anlamda başka sözler de vardır: 9. yüzyılın büyük hattatı Kōbō’nun bile fırçası kayarmış, halk masallarındaki su yaratığı kappayı bile ırmak sürükleyebilirmiş. Türkçede de “Hatasız kul olmaz” denir.

AzimFelsefe

Başlamak işin yarısıdır.

Korecede atasözü 시작이 반이다 (sijagi banida) biçimindedir: Başlangıç yarıdır. Eski Yunanlılar da aynı sözü bilirdi: Platon Yasalar’da onu bir atasözü olarak anar ve başlangıcın aslında yarıdan da fazlası olduğunu ekler. Romalı şair Horatius ise düşünceyi “dimidium facti qui coepit habet” dizesiyle şiire döker: İşe başlayan, işin yarısını bitirmiştir. Atasözü, gözünü korkutan bir işi erteleyip duran birine söylenir, çünkü çoğu zaman en zoru başlamaktır.

AzimFelsefe

Ağaç dikmenin en iyi zamanı yirmi yıl önceydi. İkinci en iyi zamanı ise şimdi.

Söz çoğu zaman eski bir Çin atasözü diye sunulur; ama alıntıların kökenini araştıran Quote Investigator sitesi hiçbir Çince kaynak bulamamıştır. Sitenin bulduğu en eski yakın örnek, 1967’de Cleveland’da çıkan bir gazetededir: Belediye meclisi üyesi George W. White sözü “otuz yıl önce” diyerek kullanmış ve kendisine mal etmemiştir. “Çin atasözü” etiketi ise ancak 1985’te ortaya çıkar. Sözü kim bulmuş olursa olsun anlamı açıktır: En iyi zaman geçmiş olabilir, ama bugün başlamak beklemekten iyidir. Türkçede de benzer bir teselliyle “Geç olsun da güç olmasın” denir.