Biraz yavaşlayın

Dinginlik

Durup düşünmeye zaman ayırın.

Dinlenmek, dikkatinizi toplamak ve olaylara başka bir açıdan bakmak üzerine kartlar.

Okuma seçeneğiSayfa 6Ek açıklama ve kaynaklar

Bu seçkide neler var?

Dinginlik

Dinlenmek, sabretmek ve düşüncelerinizi toparlamak üzerine kartları bir araya getirdik.

DinginlikEdebiyat

Önemli olan, insanın ne olarak doğduğu değil, büyüyüp ne olduğudur.

Hogwarts’ın müdürü Albus Dumbledore bu sözü, Harry Potter ve Ateş Kadehi’nin (2000) sonlarında Sihir Bakanı Cornelius Fudge’a söyler. Kitap, J. K. Rowling’in yedi kitaplık Harry Potter serisinin dördüncüsüdür. Harry, kara büyücü Voldemort’un geri döndüğünü kendi gözleriyle görmüştür, ama Fudge buna inanmak istemez. Dumbledore da onu “safkanlık” denen şeye, yani yalnızca büyücü ailelerden gelmeye fazla önem vermekle suçlar. İkinci kitapta da Harry’ye, seçimlerimizin bizi yeteneklerimizden daha iyi anlattığını söyler.

DinginlikEdebiyat

Zihin kendi başına bir yerdir; kendi içinde cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir.

Bu sözleri Kayıp Cennet’in (1667) ilk kitabında Şeytan söyler. John Milton’ın bu destanı, Kutsal Kitap’taki Âdem ile Havva’nın cennetten kovuluş öyküsünü yeniden anlatır. Başarısız isyanının ardından cennetten atılan Şeytan cehennemde kendine gelir ve ne yerin ne de zamanın zihnini değiştirebileceğini söyler. Birkaç dize sonra da “Cehennemde hüküm sürmek, cennette kul olmaktan iyidir” der. 1652’den beri kör olan Milton (1608–1674), şiiri baştan sona yardımcılarına yazdırmıştı. Okurlar, bu konuşmanın bir iç özgürlüğü mü, yoksa yenilgiyi kabullenemeyen bir gururu mu gösterdiğini tartışır.

DinginlikEdebiyat

Aşırılığın yolu bilgelik sarayına çıkar.

William Blake (1757–1827), resimli kitaplarını kendi eliyle basıp boyayan Londralı bir şair ve gravür ustasıydı. 1790–1793 arasında yazdığı Cennet ile Cehennemin Evliliği’nde cehenneme bir yolculuk hayal eder; ama onun gözünde cehennem bir ceza yeri değil, enerjinin ve arzunun simgesidir. Oradan “Cehennem Atasözleri” adını verdiği kışkırtıcı sözlerle döner; bu cümle de onlardan biridir. Buradaki fikir şu: İnsan sınırlarını korkuyla kurallara boyun eğerek değil, hayatı dolu dolu yaşayarak öğrenir. Atasözlerinden bir başkası da, neyin fazla olduğunu bilmeyenin neyin yeterli olduğunu da bilemeyeceğini söyler.

DinginlikEdebiyat

Bir kadının kurmaca yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.

Mrs Dalloway’in yazarı Virginia Woolf (1882–1941) bu görüşü ilk kez Ekim 1928’de, Cambridge Üniversitesi’nin kadın kolejleri Newnham ve Girton’da verdiği iki konuşmada dile getirdi; ertesi yıl da Kendine Ait Bir Oda adıyla kitaplaştırdı. Derdi somuttu: Yazmak için zaman, rahatsız edilmeden çalışılacak bir yer ve para gerekir. Woolf bunun ölçüsünü bile verir: yılda 500 sterlin ve kapısı kilitlenen bir oda. Kadınların nelerden yoksun kaldığını göstermek için de Shakespeare’in en az onun kadar yetenekli, hayalî kız kardeşi Judith’i anlatır: Judith okula gönderilmez, oyuncu olmak isteyince de herkes ona güler.

DinginlikEdebiyat

Pencereyi ben açtıysam, ortalığı dağıttı diye rüzgârı nasıl suçlarım?

Bu söz internette Mahmud Derviş (1941–2008) adıyla çok paylaşılır, ama onun hiçbir şiirinde, kitabında ya da söyleşisinde bulunamamıştır. Derviş, Filistin’in ulusal şairi sayılır. Doğduğu köy, Celile’deki el-Birve, 1948 Arap-İsrail Savaşı’nda ele geçirilip yerle bir edildi. 1988’de Filistin Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan da oydu. Söz kimin olursa olsun, başımıza gelenlerde kendi payımızı görmekle ilgilidir. Türkçede aynı şeyi “Kendi düşen ağlamaz” atasözü söyler: Kendi hatasıyla düşen, yakınmamalıdır.

DinginlikEdebiyat

Hepimiz öleceğiz, hem de hepimiz. Ne sirk ama!

Bu söz gerçekten Bukowski’ye aittir: Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi adlı kitapta geçer. Kitap, Charles Bukowski’nin (1920–1994) son yıllarında tuttuğu günlükten bir seçkidir; ölümünden sonra, 1998’de, karikatürist Robert Crumb’ın çizimleriyle yayımlandı. Almanya doğumlu Amerikalı şair ve romancı Bukowski’nin konuları içki, geleceği olmayan işler ve Los Angeles’tı; bunları yalın, sert bir dille yazdı. Pasaj, bu gerçeğin tek başına bile birbirimizi sevmemize yetmesi gerektiğini, oysa küçük dertlerin bizi yiyip bitirdiğini söyleyerek sürer.

DinginlikEdebiyat

Bir babaya ihtiyacım var. Bir anneye ihtiyacım var. Yanında ağlayabileceğim, benden büyük, benden bilge birine ihtiyacım var. Tanrı’yla konuşuyorum ama gökyüzü boş.

Amerikalı şair Sylvia Plath (1932–1963) bu satırları Şubat 1956’da günlüğüne yazdı. 23 yaşındaydı ve Fulbright bursuyla Cambridge’deki Newnham Koleji’nde okuyordu. İngiltere’de geçirdiği ilk kışta yalnızdı ve sevdiği genç adam Richard Sassoon’a yazacağı mektubun taslağını günlüğüne döküyordu. Babası Otto, o sekiz yaşındayken ölmüştü. Birkaç gün sonra, 25 Şubat’ta şair Ted Hughes’la tanıştı ve aynı yılın haziranında onunla evlendi. Günlüklerinin tamamı 2000’de yayımlandı.

DinginlikEdebiyat

Gördüğümüz ya da göründüğümüz her şey / Rüya içinde bir rüyadan ibaret.

Bu dizeler, iki kıtalık şiirin ilk kıtasını kapatır. İlk kıtada şair birine bir öpücükle veda eder ve günlerinin bir rüya olduğunu düşünenlere hak verir. İkinci kıtada fırtınalı bir kıyıda durur, avucundaki kum taneleri parmaklarının arasından kayıp gider; şiir de aynı düşünceyi bu kez bir soru olarak dile getirerek sona erer. “Kuzgun” şiiriyle tanınan Amerikalı şair Edgar Allan Poe (1809–1849), bu şiiri ölümünden yaklaşık altı ay önce, Mart 1849’da yayımladı.

DinginlikEdebiyat

İnsanların çoğu sessiz bir çaresizlik içinde yaşar.

Söz, Walden’ın (1854) ilk ve en uzun bölümü olan “Ekonomi”den gelir. Henry David Thoreau (1817–1862) bu bölümde Massachusetts’in Concord kasabasındaki komşularını anlatır: Bütün ömürlerini çiftliklerinin, evlerinin ve aletlerinin borcunu ödemekle geçirirler. Ona göre bir şeyin gerçek bedeli, onun için verdiğimiz hayattır. Bu cümlenin hemen ardından, insanların kabullenme dediği şeyin aslında kalıcılaşmış bir çaresizlik olduğunu ekler. Karşılaştırma olsun diye, Walden Gölü kıyısındaki kulübesinin malzemelerine ne ödediğini de tek tek yazar: 28 dolar 12,5 sent.

DinginlikEdebiyat

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü.

Bu, İki Şehrin Hikâyesi’nin (1859) açılış cümlesidir. Charles Dickens’ın (1812–1870) bu romanı Fransız Devrimi yıllarında Londra ile Paris’te geçer; Dickens, döneminin en sevilen İngiliz romancısıydı. Cümle, umut baharı ile umutsuzluk kışı gibi bir karşıtlıklar dizisiyle sürer ve o dönemin Dickens’ın kendi zamanına çok benzediğini söyleyerek biter: O zaman da en gür sesler, yaşadıkları çağı ya en iyi ya da en kötü diye anlatıyordu. Roman ilk kez, Dickens’ın çıkardığı haftalık All the Year Round dergisinde yayımlandı.

DinginlikEdebiyat

İsmin ne önemi var? Gül dediğimiz şey, başka bir adla anılsa da yine aynı güzellikte kokardı.

Juliet bu sözleri ünlü balkon sahnesinde (2. perde, 2. sahne), yalnız olduğunu sanarak söyler; Romeo ise aşağıda, bahçede onu dinlemektedir. Âşık olduğu gencin bir Montague olduğunu yeni öğrenmiştir; Montague’lar, Juliet’in ailesi Capulet’lerle yıllardır düşmandır. Juliet, bir insanın adıyla aynı şey olmadığını söyler. Shakespeare oyunu 1590’ların ortasında yazdı. 1597’deki ilk baskıda “name” (ad) sözcüğü geçer; 1599 baskısında ise “by any other word” (başka bir sözcükle) yazar. Oyunun sonunda bu düşmanlık iki gencin de hayatına mal olur.

AzimEdebiyat

Zaferle de felaketle de karşılaşıp bu iki sahtekâra aynı gözle bakabilirsen.

“If—”, bir babanın oğluna öğütleri biçiminde yazılmıştır: Art arda sıralanan koşullar, “o zaman adam olursun, oğlum!” sözüyle biter. Orman Kitabı’nın yazarı Rudyard Kipling (1865–1936), şiiri 1910’da Rewards and Fairies adlı kitabında yayımladı ve Leander Starr Jameson’dan esinlendiğini anlattı; Jameson, 1895–1896’da Güney Afrika’da başarısız bir baskına önderlik etmişti. Bu iki dize, Wimbledon’daki Centre Court’ta oyuncuların sahaya çıktığı kapının duvarında yazılıdır. 1990’larda BBC’nin yaptığı bir oylamada şiir, Britanya’nın en sevilen şiiri seçildi. Türkçeye Bülent Ecevit “Adam Olmak” adıyla çevirdi.

DinginlikEdebiyat

Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

Bu, Anna Karenina’nın ilk cümlesidir. Savaş ve Barış’ın da yazarı olan Rus romancı Lev Tolstoy (1828–1910), bu romanı 1875–1877 arasında bölüm bölüm yayımladı; bölümlerin çoğu Rus Habercisi dergisinde çıktı. Roman, kitap olarak 1878’de basıldı. Hemen ardından gelen cümle, kocanın ihanetiyle altüst olmuş Oblonski ailesinin evini anlatır. Açılış cümlesi, Jared Diamond’ın yaygınlaştırdığı “Anna Karenina ilkesi”ne de adını vermiştir: Başarı için pek çok şeyin aynı anda yolunda gitmesi gerekir, başarısızlık ise bunlardan herhangi birinin aksamasıyla gelir.

DinginlikEdebiyat

Sokrates, Platon’un aktardığı savunmasında, bilmediği şeyleri bildiğini sanan birinden küçük bir bakımdan daha bilge olduğunu söyler: Kendisi bilmediği bir şeyi bildiğini sanmaz. Çok bilinen “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” cümlesi ise onun ağzından çıkmamıştır; sonradan yapılmış bir özettir.

Savunma’da Platon, Sokrates’in MÖ 399’da Atina’da yargılandığı davada yaptığı konuşmayı aktarır. Sokrates şehrin tanrılarına saygısızlık etmek ve gençleri yoldan çıkarmakla suçlanmış, jüri de onu ölüme mahkûm etmişti. Konuşmasında, dostu Khairephon’un Delfi kâhinine Sokrates’ten daha bilge biri olup olmadığını sorduğunu, kâhinin de olmadığını söylediğini anlatır. Buna şaşıran Sokrates siyasetçileri, şairleri ve zanaatkârları tek tek sorguya çeker ve her birinin, bildiğini sandığından çok daha azını bildiğini görür. Sokrates ardında tek satır yazı bırakmadı; Platon onun öğrencisiydi.

AzimEdebiyat

Kaderimin efendisi benim; ruhumun kaptanı benim.

Bunlar “Invictus” şiirinin son iki dizesidir. İngiliz şair ve editör William Ernest Henley (1849–1903), gençken tüberküloz yüzünden sol bacağını dizinin altından kaybetti. 1873’ten itibaren Edinburgh Kraliyet Hastanesi’nde tedavi gördü; cerrah Joseph Lister öteki bacağını kurtardı. Henley şiiri 1875’te bu hastanede yazdı. Şiir ilk kez 1888’de başlıksız yayımlandı; Latince “yenilmez” anlamına gelen başlığı, 1900’de bir antolojinin editörü ekledi. Nelson Mandela, Robben Adası’ndaki hapishanede şiiri öteki mahkûmlara okurdu.

DinginlikEdebiyat

Hayat yolumuzun yarısında, kendimi doğru yolun yitip gittiği karanlık bir ormanda buldum.

Bunlar İlahi Komedya’nın ilk dizeleridir. Dante Alighieri (1265–1321) bu uzun şiiri 1308 dolaylarında İtalyanca yazmaya başladı; büyük bölümünü 1302’de Floransa’dan sürgüne gönderildikten sonra yazdı. Hikâye 1300 yılının Paskalya günlerinde geçer. Dante o sırada 35 yaşındadır, yani Kutsal Kitap’ın insan ömrü olarak verdiği yetmiş yılın yarısındadır; “yolun yarısı” sözü buradan gelir. Karanlık ormanda kaybolan şairin karşısına Romalı şair Vergilius çıkar ve ona Cehennem’in derinliklerinde yol gösterir. Yolculuk Araf’tan geçip Cennet’te sona erer.

AzimEdebiyat

Öfkeyle başlayan her şey utançla biter.

Philadelphialı matbaacı, bilim insanı ve devlet adamı Benjamin Franklin (1706–1790), Poor Richard’s Almanack’i (Zavallı Richard’ın Almanağı) 1732’den 1758’e kadar her yıl “Richard Saunders” takma adıyla yayımladı. Almanakta takvimlerin ve hava tahminlerinin arasında kısa özdeyişler de yer alırdı; bunların çoğu, Franklin’in daha vurucu hâle getirdiği eski atasözleriydi. Bu söz 1734 baskısında, “zavallı ve topal Richard”ın öğüdü olarak kafiyeli bir beyitte geçer. Franklin 1753’te, öfkenin hiçbir zaman sebepsiz olmadığını ama nadiren iyi bir sebebi olduğunu da yazdı. Türkçede aynı fikri “Öfkeyle kalkan zararla oturur” atasözü anlatır.

AzimEdebiyat

Bilgiye yapılan yatırım en iyi faizi getirir.

Bu cümle Franklin’in yazılarında bulunamamıştır. Söz, ölümünden bir asırdan uzun süre sonra, en geç 1909’da onun adıyla basılıyordu; çoğu zaman da “kesesini kafasına boşaltan” adamla ilgili, yine doğrulanamamış başka bir sözün ardından gelir. ABD Kongre Kütüphanesi’nin 1989 tarihli alıntılar sözlüğü Respectfully Quoted da sözü doğrulanamamış olarak kaydeder. Yine de söz ona yakışır: Franklin on yaşında okulu bırakmış, okuyarak kendini yetiştirmişti. 1731’de, üyelerin kitaplarını paylaşabilmesi için Philadelphia Kütüphane Şirketi’nin kurulmasına öncülük etti.

DinginlikEdebiyat

Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır. Hayal gücü dünyayı kuşatır.

Einstein bu sözleri Amerikalı gazeteci George Sylvester Viereck’e söyledi; “What Life Means to Einstein” (Einstein İçin Hayatın Anlamı) başlıklı söyleşi, 26 Ekim 1929’da The Saturday Evening Post dergisinde yayımlandı. Einstein o sırada dünyaca ünlüydü: 1919 güneş tutulmasında yapılan ölçümler genel görelilik kuramını doğrulamış, 1921 Nobel Fizik Ödülü de ona verilmişti. Söz, hayal gücünden özgürce yararlanacak kadar sanatçı olduğunu söylediği cümlenin hemen ardından gelir. Benzer bir bölüm, 1931’de yayımlanan Cosmic Religion (Kozmik Din) adlı kitabında da yer aldı.

DinginlikEdebiyat

Genişim ben, içimde kalabalıklar var.

Bu dize, Whitman’ın “Kendimin Şarkısı”nın sonlarına doğru kendine sorduğu bir soruya cevaptır: Kendisiyle çelişiyor mu? Pekâlâ, der, çelişiyor; çünkü içinde pek çok benliği taşıyacak kadar geniştir. Walt Whitman (1819–1892), Çimen Yaprakları’nın ilk baskısını 1855’te kendi parasıyla yaptırdı: başlıksız on iki şiir, yaklaşık 800 nüsha. Kitabı ömrünün sonuna kadar düzeltip genişletti. Bob Dylan da 2020’de bir şarkısına “I Contain Multitudes” (İçimde Kalabalıklar Var) adını verdi.

DinginlikEdebiyat

Servet sahibi bekâr bir erkeğin bir eşe ihtiyacı olduğu, herkesçe kabul edilmiş bir gerçektir.

Gurur ve Önyargı bu cümleyle açılır. Roman 1813’te yazarının adı verilmeden yayımlandı. Cümle herkesin bildiği büyük bir doğruyu ilan ediyormuş gibi görünür, ama aslında bir şakadır. Hikâye ilerledikçe anlaşılır ki yeni gelen genç ve zengin Bay Bingley’nin mutlaka evlenmek istediğinden emin olanlar, evde kızı olan komşu ailelerdir; en başta da beş kız annesi Bayan Bennet. Altı roman yazan Jane Austen (1775-1817), ciddi bir konuyu hafif bir dille anlatır: Onun dünyasında bir kadının geleceği, iyi bir evlilik yapmasına bağlıydı.

DinginlikEdebiyat

Sözcükler elbette insanoğlunun kullandığı en güçlü ilaçtır.

Kipling bu sözü Şubat 1923’te, Londra’da Kraliyet Cerrahlar Koleji’nin yıllık yemeğinde yaptığı konuşmada söyledi; konuşma sonradan “Surgeons and the Soul” (Cerrahlar ve Ruh) başlığıyla yayımlandı. Hekimlere seslenen Kipling, ilaç benzetmesini sonuna kadar götürür: Sözcükler insana mikrop gibi bulaşabilir, onu zehirleyebilir, uyuşturabilir, felç edebilir; hatta beynin en küçük hücrelerine kadar işleyip onlara kendi rengini verebilir. Bombay’da doğan Rudyard Kipling (1865-1936), Orman Kitabı’nın, Kim romanının ve “Eğer” şiirinin yazarıdır. 1907’de, İngilizce yazanlar arasında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk isim oldu.

DinginlikEdebiyat

Gerçek nadiren saftır, hiçbir zaman da basit değildir.

Bu sözü Ciddi Olmanın Önemi’nin birinci perdesinde Algernon söyler. Oyun ilk kez 14 Şubat 1895’te Londra’da sahnelendi. Arkadaşı Jack, kentte neden Ernest, taşrada neden Jack olduğunu anlatmış, sonra da “İşte bütün gerçek bu, saf ve basit” demiştir. İngilizcede “pure and simple” (saf ve basit), “ne eksik ne fazla” anlamında gündelik bir kalıptır. Algernon bu kalıbı düz anlamıyla alıp tersine çevirir: Gerçek saf ya da basit olsaydı, modern hayat çok sıkıcı, modern edebiyat da imkânsız olurdu. İrlandalı yazar Oscar Wilde (1854-1900) nükteli sözleriyle ünlüdür.

DinginlikEdebiyat

Her şeye karşı koyabilirim, ayartılmak hariç.

Bu sözü Lady Windermere’in Yelpazesi’nin birinci perdesinde Lord Darlington söyler. Oyun Şubat 1892’de sahnelendi ve Wilde’ın Londra sosyetesini anlatan komedilerinin ilkiydi. Darlington, ahlak kurallarından hiç taviz vermeyen Lady Windermere’e “büyüleyici bir püriten” demiştir. Genç kadın “büyüleyici” sıfatına gerek olmadığını belirtince, Darlington kendini tutamadığını söyler ve bu cümleyi ekler. Sözün tuzu biberi sondaki sürprizdir: İrade zaten insanı ayartan şeylere karşı koymak için vardır. Lady Windermere’in cevabı hazırdır: Zayıf görünmek, günün moda yapmacıklıklarından biridir. İrlandalı yazar Oscar Wilde (1854-1900) nükteli sözleriyle ünlüdür.

Diğer okuma seçeneğiMerakMerak edecek çok şey var.