Biraz yavaşlayın

Dinginlik

Durup düşünmeye zaman ayırın.

Dinlenmek, dikkatinizi toplamak ve olaylara başka bir açıdan bakmak üzerine kartlar.

Okuma seçeneğiSayfa 7Ek açıklama ve kaynaklar

Bu seçkide neler var?

Dinginlik

Dinlenmek, sabretmek ve düşüncelerinizi toparlamak üzerine kartları bir araya getirdik.

DinginlikEdebiyat

Sinik, her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.

Lady Windermere’in Yelpazesi’nin (1892) üçüncü perdesinde, Lord Darlington’ın evinde bir grup erkek sohbet etmektedir. Cecil Graham sinik insanın ne olduğunu sorar, Darlington da bu cevabı verir. Graham lafı hemen yapıştırır: Duygusal insan ise her şeye saçma bir değer biçen ama hiçbir şeyin piyasa fiyatını bilmeyen kişidir. İrlandalı yazar Oscar Wilde (1854-1900) aynı düşünceyi Dorian Gray’in Portresi romanında Lord Henry’ye de söyletir: Bugün insanlar her şeyin fiyatını biliyor, ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.

DinginlikEdebiyat

Ölmek, kocaman bir macera olacak.

Peter bu sözü J. M. Barrie’nin Peter Pan oyununda (1904) ve yazarın 1911’de yayımlanan Peter ve Wendy romanında söyler. Kaptan Hook’un yaraladığı Peter, Deniz Kızları Lagünü’nde küçük bir kayanın üstünde mahsur kalmıştır ve su yükselmektedir. Yalnızca bir kişiyi taşıyabilen bir uçurtmayla Wendy’yi kurtarır, kendisi geride kalır. Bir an korkar; sonra yüzünde bir gülümsemeyle doğrulur ve bu sözler içinde bir davul gibi vurmaya başlar. İskoç yazar Barrie (1860-1937), yıllar sonra Peter Pan’ın haklarını Londra’daki Great Ormond Street Çocuk Hastanesi’ne bağışladı.

DinginlikEdebiyat

Yerde ve gökte, Horatio, senin felsefenin düşleyebileceğinden çok daha fazla şey var.

Hamlet bu sözü birinci perdenin beşinci sahnesinde, Elsinore Şatosu’nda söyler. Babasının hayaleti az önce ona, kendisini kardeşi Claudius’un öldürdüğünü anlatmıştır; Claudius şimdi kraldır ve Hamlet’in annesiyle evlenmiştir. Hamlet arkadaşlarına gördüklerini kimseye anlatmayacaklarına yemin ettirirken hayaletin sesi yerin altından “Yemin edin!” diye yükselir. Hamlet’in Wittenberg’deki okul arkadaşı Horatio bütün bunları akıl almaz derecede tuhaf bulur. “Senin felsefen” sözüyle kastedilen, genel olarak kitaplardan öğrenilen bilgidir: Dünyada, bilginlerin açıklayabileceğinden çok daha fazlası vardır. Shakespeare (1564-1616) Hamlet’i 1600 dolaylarında yazdı.

DinginlikEdebiyat

Umut, insan yüreğinde hep yeniden yeşerir.

Bu dize, İnsan Üzerine Bir Deneme’nin birinci bölümündendir; Pope bu uzun felsefi şiiri 1733-1734’te adını vermeden yayımlamıştı. Hemen ardından gelen dize anlamı açar: “İnsan hiçbir zaman mutlu değildir, hep mutlu olacaktır.” Pope’a göre şimdiki hâlimizle pek yetinmeyiz, ama mutluluğun geleceğini beklemekten de vazgeçmeyiz; bizi ayakta tutan bu umuttur. Alexander Pope (1688-1744) Katolik olduğu için üniversiteye giremedi; hicivleri ve Homeros çevirileriyle ün kazandı.

DinginlikEdebiyat

İnsanoğlunun asıl inceleme konusu insandır.

Bu dize, Pope’un İnsan Üzerine Bir Deneme (1733-1734) adlı şiirinin ikinci bölümünü açar. Beytin tamamı şöyledir: “Öyleyse kendini bil, Tanrı’yı çözmeye kalkışma; insanoğlunun asıl inceleme konusu insandır.” Pope’a göre aklımızın ermeyeceği tanrısal planları kurcalamak yerine insan doğasını anlamaya çalışmalıyız. “Kendini bil” ifadesi, Delfi’deki Apollon Tapınağı’nda yazılı olan ünlü öğüdü hatırlatır. “Hata yapmak insana, bağışlamak Tanrı’ya özgüdür” ve “Az bilgi tehlikeli bir şeydir” sözleri de Alexander Pope’a (1688-1744) aittir.

AzimEdebiyat

Cesaret korkuya direnmek, korkuya hâkim olmaktır; korkmamak değildir.

Bu özdeyiş, Mark Twain’in Pudd’nhead Wilson (1894) romanının 12. bölümünü açar. Romanın her bölümü, “Pudd’nhead Wilson’ın Takvimi”nden alınmış bir sözle başlar. David Wilson, Missouri’deki kasabasında herkesin “pudd’nhead”, yani ahmak diye küçümsediği zeki bir avukattır; takvim de onun her tarihin yanına alaycı bir söz eklediği şakacı bir defterdir. Söz şöyle sürer: Bir canlıya cesur demek, ancak o canlı biraz da korkaksa anlamlıdır. Yoksa, insan uyurken de uyanıkken de ona saldıran ve insanın kendisinden kat kat iri olmasına aldırmayan pire, dünyanın en cesur hayvanı olurdu. Mark Twain, Samuel Clemens’in (1835-1910) takma adıdır.

DinginlikFelsefe

Durgun sular derin olur.

Romalı tarihçi Quintus Curtius Rufus, MS 1. yüzyılda Büyük İskender’i anlatırken “En derin ırmaklar en az sesle akar” sözünü, Orta Asya’daki Baktriya’nın bir atasözü olarak kaydetmiştir. Söz bugün genellikle, sessiz birinin derin duygular ya da keskin bir zekâ taşıyabileceği anlamında kullanılır. Eskiden bir uyarı anlamı da vardı: Durgun bir yüzeyin altında tehlike saklı olabilir. Fransızlar hâlâ “Uyuyan sudan kötü su yoktur” der. Türkçedeki “Yere bakan yürek yakan” sözü de uysal görünen birinin sinsice kötülük yapabileceğini anlatır.

DinginlikTarih

“Kalem kılıçtan güçlüdür” sözünü, İngiliz yazar Edward Bulwer-Lytton 1839’da yazdığı Richelieu oyunu için buldu; oyunda bu sözü Fransız kardinal söyler. Sözcüklerin silahtan güçlü olduğu düşüncesi çok daha eskidir, ama onu bu kalıba döken ilk kişi Bulwer-Lytton’dır ve söz birkaç yıl içinde dilden dile dolaşmaya başladı.

Bulwer-Lytton’ın Richelieu ya da Komplo adlı oyunu, 7 Mart 1839’da Londra’daki Covent Garden Tiyatrosu’nda sahnelendi. Fransa Kralı XIII. Louis’nin başbakanı Kardinal Richelieu’yü dönemin ünlü oyuncusu William Charles Macready canlandırıyordu. İkinci perdede kardinal, gerçekten büyük insanların yönetiminde kalemin kılıçtan güçlü olduğunu söyler: Usta bir elde kalem imparatorları bile durdurabilir, bir devlet kılıca hiç başvurmadan kurtarılabilir. Benzer düşünceyi çok daha önce dile getirenler de olmuştu. Asurlu bilge Ahikar’ın öğütleri de aynı şeyi söyler: Bu öğütlerin MÖ 500 dolaylarından kalma bir kopyasında “Söz kılıçtan güçlüdür” yazar. Shakespeare’in Hamlet’inde de kılıç kuşanan pek çok kişinin kaz tüyü kalemlerden korktuğu söylenir. Türkçede bu söz “Kalem kılıçtan keskindir” biçimiyle de bilinir. Bulwer-Lytton (1803-1873), halk yığınlarını küçümseyen “the great unwashed” (yıkanmamış kalabalık) deyimini ve “Karanlık ve fırtınalı bir geceydi” diye başlayan ünlü roman girişini de İngilizceye kazandırdı.

AzimFelsefe

Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden hemen öncedir.

Bilinen en eski biçimi, İngiliz din adamı Thomas Fuller’ın Kutsal Topraklar üzerine yazdığı A Pisgah-Sight of Palestine (1650) adlı kitaptadır: “Gün ağarmadan hemen önce ortalık hep en karanlıktır.” Fuller’a göre en büyük sıkıntı çoğu zaman ferahlıktan hemen önce gelir. Verdiği örnek Davut’tur: Kendi adamları onu taşlamaya hazırdı, ama çok geçmeden kral ilan edildi. Astronomi açısından söz tam doğru değildir: Gece en karanlık hâlini ortasında alır, gökyüzü de güneş doğmadan bir saat ya da daha önce ağarmaya başlar. Türkçedeki “Gün doğmadan neler doğar” sözü de umudun en beklenmedik anda belirebileceğini anlatır.

DinginlikFelsefe

“Nereye gidersen git, bütün kalbinle git.” Bu yaygın söz sık sık Konfüçyüs’e atfedilir, ama onun öğretisini aktaran klasik metinlerde izine rastlanmaz.

Konfüçyüs (MÖ 551-479), Çin’in doğusundaki Lu Devleti’nde yaşamış bir öğretmen ve devlet görevlisiydi. Kendisi kitap yazmadı; sözlerini öğrencileri Konuşmalar adlı derlemede topladı. Bu söze ne Konuşmalar’da ne de başka bir eski metinde rastlanmıştır; görünüşe göre ünlü bir ismi ödünç almış modern bir sözdür. Konuşmalar’da benzer ruhta gerçek bir söz ise vardır: Gerçeği bilen, onu seven kadar olamaz; onu seven de ondan zevk alan kadar olamaz.

DinginlikFelsefe

Üstün insan hâlinden hoşnut ve sakindir; küçük insan ise hep sıkıntı içindedir.

Bu cümle, Konfüçyüs’ün (MÖ 551-479) sözlerini toplayan Konuşmalar’ın yedinci kitabında geçer. Karttaki biçimi, İskoç Çin uzmanı James Legge’nin 1861’de yaptığı İngilizce çeviriye dayanır. “Üstün insan” diye çevrilen junzi kelimesi kelimesine “hükümdar oğlu” demektir ve soylular için kullanılırdı; Konfüçyüs bu sözcüğü, karakteri soylu olan herkes için kullandı. Karşıtı xiaoren ise “küçük insan” demektir. Konfüçyüs başka bir yerde, üstün insanın aklının doğrulukta, küçük insanın aklının ise kazançta olduğunu söyler. Bu yüzden birinin korkacak bir şeyi yoktur, öteki ise hep kaybetmekten korkar.

DinginlikFelsefe

İyi yolculuk etmek, varmaktan yeğdir.

Bu söz sık sık Buda’ya atfedilir, ama hiçbir Budist metinde geçmez. Define Adası’nın yazarı İskoç Robert Louis Stevenson’ın bir cümlesinin modern bir uyarlaması gibi görünür. Stevenson, Virginibus Puerisque (1881) kitabındaki “El Dorado” denemesinde, umutla yol almanın varmaktan daha iyi olduğunu, asıl başarının emek vermek olduğunu yazar: İnsan, uğruna çabalayacağı bir şey varken daha mutludur. Buda ise açık bir hedefi olan bir yol öğretmişti: acıdan kurtuluş.

DinginlikFelsefe

En çok sesi boş kaplar çıkarır.

Söz gündelik hayattan bir gözleme dayanır: Boş bir tencereye ya da fıçıya vurunca gür bir ses çıkar, dolusu ise yalnızca boğuk bir ses verir. İnsanlara uyarlandığında, en az bilenin çoğu zaman en çok konuştuğunu anlatır. Söz 1599 dolaylarında bile eskiydi: Shakespeare’in V. Henry oyununda bir çocuk, palavracı asker Pistol’ü seyrettikten sonra “Boş kap en çok sesi çıkarır” sözünün ne kadar doğru olduğunu söyler. Türkçede buna en yakın söz “Boş başak dik durur”dur: Dolu başak başını eğer, boş başak dimdik durur; bilgisiz olan da üstün görünmek için kasılır.

AzimFelsefe

Paylaşılan dert yarıya iner.

Düşünce eskidir. Romalı devlet adamı Cicero, dostluğun zor günleri bölüşerek hafiflettiğini yazmıştı. Francis Bacon da 1625’te yayımlanan “Dostluk Üzerine” denemesinde, dostluğun sevinçleri ikiye katladığını, dertleri yarıya indirdiğini söyler. Almancada “Paylaşılan acı yarım acıdır” denir; Türkçede de “Derdini söylemeyen derman bulamaz.” Psikolog Simone Schnall’ın yürüttüğü 2008 tarihli bir araştırmada, yanında bir arkadaşı duran katılımcılar önlerindeki tepeyi, yalnız olanlardan daha az dik gördü.

AzimFelsefe

Mücadele yoksa ilerleme de yoktur.

Frederick Douglass bu sözü Ağustos 1857’de New York eyaletindeki Canandaigua’da söyledi. Toplantı, Britanya’nın Karayipler’deki sömürgelerinde köleliğin kaldırılışını kutlamak için düzenlenmişti; ABD’nin güneyinde ise kölelik hâlâ yasaldı. Douglass sözünü şöyle sürdürür: Özgürlük isteyip de protestodan kaçınanlar, toprağı sürmeden ürün, gök gürlemeden yağmur isteyenlere benzer; iktidar, talep edilmedikçe hiçbir şeyden vazgeçmez. Ona göre mücadele ahlaki de olabilir, fiziksel de; ama mutlaka bir mücadele olmalıdır. Douglass (yaklaşık 1818-1895) Maryland’de köle olarak doğdu, 1838’de kaçtı ve köleliğe karşı mücadelenin önde gelen seslerinden biri oldu.

DinginlikTarih

“Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır” sözü genellikle Thomas Jefferson’a mal edilir, ama onun yazılarında bu söze hiç rastlanmamıştır. Sözün kökeni İrlandalı avukat John Philpot Curran’a dayanır: Curran 1790’da Dublin’de yaptığı bir konuşmada, özgürlüğün insana hep tetikte durması koşuluyla verildiğini söylemişti.

Curran bu konuşmayı 1790’da, Dublin belediye başkanını seçme hakkının kime ait olduğu tartışılırken yaptı. Tembellerin haklarının çoğu zaman gayretlilerin eline geçtiğini, Tanrı’nın insana özgürlüğü hep tetikte durması koşuluyla verdiğini söyledi; bu koşula uymayanı, hem suçunun sonucu hem de cezası olarak köleliğin beklediğini ekledi. Bugünkü kısa biçimini Amerikalı kölelik karşıtı Wendell Phillips, 28 Ocak 1852’de Boston’da yaptığı bir konuşmada kullandı. Phillips 1879’da bir mektubunda, sözün Jefferson’a atfedildiğini ama onun yazılarında kimsenin bulamadığını belirtmişti. Jefferson’ın Monticello’daki evini yöneten Thomas Jefferson Vakfı da bu atfı asılsız sayar. Curran (1750-1817), İrlanda Parlamentosu’nda da bulunmuş bir avukattı; Britanya yönetimine karşı isyanla suçlanan kişileri mahkemede savunmasıyla ün kazandı.

DinginlikDil

İngilizcedeki “nice” sözcüğü, Latincede “bilmeyen” demek olan nescius’tan Fransızca yoluyla gelir. 1300 dolaylarında İngilizceye girdiğinde “aptal, cahil” anlamındaydı; sonra “çekingen”, “titiz” ve “kesin” gibi anlamlardan geçti, “hoş” anlamı ancak 18. yüzyılda yerleşti.

Sözlüklere göre değişim kabaca şöyle ilerledi: 1300 dolaylarında “aptal” ve “çekingen”, 14. yüzyılın sonunda “titiz, zor beğenen”, 1400 dolaylarında “narin”, 16. yüzyılda “kesin, özenli”. Bu son anlam, “a nice distinction” (ince bir ayrım) deyiminde hâlâ yaşar. “Hoş, keyifli” anlamı 1769’dan, “nazik, düşünceli” anlamı 1830 dolaylarından itibaren kayıtlara geçti. Eski anlamlar yenileriyle bir süre yan yana yaşadı; Oxford İngilizce Sözlüğü, 16. ve 17. yüzyıl metinlerinde sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını kestirmenin çoğu zaman zor olduğunu belirtir. Dilbilimciler, olumsuz bir anlamın olumluya dönmesine anlam iyileşmesi der; tersine, yani anlam kötüleşmesine bir örnek “silly”dir: Eski İngilizcede “mutlu, kutsanmış” demekti. Jane Austen yeni anlamın yayılışını romanına taşıdı. 1817’de yayımlanan Northanger Manastırı’nda genç Catherine Morland okuduğu gotik romana “the nicest book in the world” (dünyanın en güzel kitabı) deyince Henry Tilney onunla tatlı tatlı alay eder ve bu sözcüğün artık “her şeye uyduğunu” söyler.

AzimSağlık

Protein, yemekten sonraki tokluk hissinin uzun sürmesine yardım eder. Fasulye ve mercimek gibi baklagiller, yumurta, balık, süt ürünleri ya da başka protein kaynakları içeren öğünler insanı daha uzun süre tok tutabilir; ama iştah ve sindirim kişiden kişiye değişir.

Aynı miktarda kalori içeren öğünleri karşılaştıran araştırmalarda, proteini yüksek olan öğün insanı genellikle daha uzun süre tok tutuyor; ama etki sınırlı. Bunun bir nedeni, proteinin bağırsakta PYY hormonunun salgılanmasını artırmasıdır; bu hormon beyne yemeğin geldiğini haber verir. University College London’dan Rachel Batterham’ın yönettiği 2006 tarihli bir araştırma, en güçlü PYY tepkisinin proteinli öğünlerden sonra görüldüğünü buldu. Bir başka neden, vücudun proteini işlerken daha çok çalışmasıdır. Maastricht Üniversitesi’nden fizyolog Klaas Westerterp’in 2004 tarihli derlemesine göre protein sindirilip kullanılırken içerdiği kalorinin %20 ile %30’u harcanır; bu oran karbonhidratta %5 ile %10, yağda ise en fazla %3’tür. Birleşik Krallık’ta yetişkinlere günde vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 0,75 gram protein önerilir; bu, kadınlar için 45, erkekler için 56 gram kadardır. Ülkede ortalama tüketim ise bunun epey üzerindedir.

DinginlikSağlık

Yediğimiz lif bitkisel besinlerden gelir: meyve, sebze, tam tahıllar, fasulye ve mercimek gibi baklagiller, kuruyemişler ve tohumlar. Et, balık, yumurta ve süt ürünlerinde ise doğal olarak hiç lif yoktur.

Lif, bitkisel besinlerde bulunan ve sindirim enzimlerimizin parçalayamadığı kısımdır. Büyük bölümü bitki hücrelerinin duvarlarından gelir; sapa, kabuğa ve tohuma sağlamlığını veren de bu duvarlardır. Hayvanlar bu maddeleri üretmez, bu yüzden et, balık, yumurta ve sütte lif yoktur. Mantarlar ise bitki değil, ayrı bir canlı grubudur; ama onların hücre duvarları da biraz lif içerir. Beslenme uzmanları lifi ikiye ayırır. Suda çözünen lif yulafta, arpada, elmada ve fasulye gibi baklagillerde bulunur; bağırsakta suyla birleşip jel kıvamı alabilir ve kolesterolü düşürmeye yardım eder. Suda çözünmeyen lif ise tam tahıllarda, esmer pirinçte, kuruyemişlerde, meyve ve sebze kabuklarında bulunur; dışkıya hacim kazandırır ve besinlerin bağırsaktan geçişini kolaylaştırır. Kalın bağırsağa ulaşan lifin bir kısmını bağırsak bakterileri fermente ederek kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürür. Bu bileşikler, bağırsağın iç yüzeyini kaplayan hücreleri besler.

DinginlikSağlık

Meyvenin kendisi lifini ve hücre yapısını korur, daha yavaş yenir ve suyundan daha çok doyurur. Sıkılınca hücreleri parçalanır, serbest kalan şeker de dişlere daha çok zarar verir. Birleşik Krallık’ın sağlık hizmeti NHS bu yüzden meyve suyunu, günde beş porsiyon meyve-sebzenin en fazla biri sayar ve günde 150 ml ile sınırlar.

Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden Julie Flood-Obbagy ve Barbara Rolls’un 2009’da yayımlanan çalışmasında 58 yetişkine öğle yemeğinden 15 dakika önce elma, elma püresi ya da elma suyu verildi; hepsinin ağırlığı ve kalorisi aynıydı. Katılımcılar elmayı yedikleri günlerde kendilerini daha tok hissetti; elmayla öğle yemeğinden aldıkları toplam kalori de önceden hiçbir şey yemedikleri günlere göre yaklaşık %15 daha azdı. Meyve suyu, elmanın lifi geri eklense bile bu etkiyi göstermedi. Harvard araştırmacıları da yaklaşık 187.000 ABD’li sağlık çalışanını yıllarca izledi ve sonuçları 2013’te BMJ dergisinde yayımladı. Meyveyi, özellikle yaban mersinini, üzümü ve elmayı daha çok yiyenlerde tip 2 diyabet riski daha düşüktü; meyve suyunu daha çok içenlerde ise biraz daha yüksekti. Bu tür uzun süreli gözlem çalışmaları neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz, yalnızca bir bağlantı gösterir; ama iki tür kanıt da aynı yönü işaret ediyor.

DinginlikSağlık

Yetişkin bir insanın vücut ağırlığının yaklaşık %60’ı sudur. Vücudun ısısını dengelemek, kan dolaşımını sürdürmek, besinleri sindirmek ve organlarını çalıştırmak için suya ihtiyacı vardır. Kaybedilen sıvı yerine konmazsa susamanın yanı sıra yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı da görülebilir.

Her gün idrarla, terle, hatta nefesle su kaybederiz; sıcak havada ya da egzersiz sırasında bu kayıp artar. Aldığımız suyun yaklaşık beşte biri besinlerden, özellikle meyve ve sebzeden, geri kalanı içeceklerden gelir. Birleşik Krallık’ın ulusal sağlık hizmeti NHS günde 6–8 bardak sıvı içmeyi önerir; su, yağı azaltılmış süt, çay ve kahve de buna dâhildir. Susamak, vücudun alarm zilidir: Kan biraz fazla yoğunlaştığında, beynin tabanındaki küçük bir bölge olan hipotalamustaki algılayıcılar su içme isteğini tetikler. Susama hissi yaşla birlikte zayıflar; yaşlıların daha kolay susuz kalmasının bir nedeni de budur. Basit bir ölçü idrarın rengidir: NHS, idrarın berrak ve açık sarı kalmasına yetecek kadar sıvı içmeyi önerir; renk koyulaşıyorsa daha fazla içmek gerekir.

DinginlikSağlık

Siz uyurken beyniniz gün içinde öğrendiklerinizi pekiştirir. Bu sürece bellek pekiştirme denir ve hem isim, tarih gibi bilgileri hem de bir müzik parçasını çalmak gibi becerileri kapsar. Kısa ya da sık bölünen bir uykudan sonra beyin yeni öğrendiklerini daha zor tutar.

Bellek pekiştirme, taze ve kırılgan bir anının kalıcı hâle gelmesini sağlayan yavaş bir süreçtir ve büyük bölümü uykuda gerçekleşir. 1997’de Alman araştırmacılar Werner Plihal ve Jan Born, gecenin farklı bölümlerinin farklı türde belleğe yardım ettiğini gösterdi. Yirmi sağlıklı erkek, kelime çiftlerinden oluşan listeler öğrendi ve ayna çizimi alıştırması yaptı, yani bir şekli yalnızca aynadaki yansımasına bakarak çizdi. Kelime çiftlerini hatırlama en çok, derin uykunun ağır bastığı gecenin ilk yarısında gelişti. Çizim becerisi ise en çok gecenin ikinci yarısında ilerledi; bu bölümde, canlı rüyaların görüldüğü REM uykusu daha uzun sürer. Araştırmacılar şöyle düşünüyor: Beyin uykuda günün deneyimlerini yeniden canlandırır ve yeni anıları, derinlerdeki hipokampusta tutulan geçici kayıtlardan dış katmandaki korteksin daha kalıcı ağlarına aktarır.

AzimSağlık

CDC’nin de yaygınlaştırdığı ABD rehberine göre egzersizin bazı faydaları, egzersizi yaptığınız gün başlar. Tempolu bir yürüyüş gibi orta ya da yüksek şiddette tek bir egzersizden sonra tansiyon düşebilir, kaygı hafifleyebilir; o geceki uyku ve bazı zihinsel beceriler de iyileşebilir.

CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri), ABD’nin 1946’da Atlanta’da kurulan ulusal halk sağlığı kurumudur. Egzersizle ilgili önerileri, ABD’nin Fiziksel Aktivite Rehberi’ne dayanır. Rehberin 2018’de yayımlanan ikinci baskısı, önceki on yılın araştırmaları gözden geçirilerek hazırlandı. Eski öneriler daha çok yıllar içinde hastalıkları önlemeye odaklanıyordu; yeni baskı hemen hissedilen faydaları da sıraladı. Tek bir egzersiz, kaygıyı hafifletip tansiyonu düşürmenin yanı sıra vücudun insüline, yani kandaki şekeri hücrelere taşıyan hormona daha iyi yanıt vermesini de sağlar. Bu etkilerin çoğu düzenli hareketle büyür; kondisyon, güç ve tansiyonda kalıcı bir düşüş gibi kazanımlar ise haftalar ya da aylar alır. Rehber, haftada en az 150 dakika orta şiddette hareket önerir.

AzimSağlık

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre düzenli fiziksel aktivite kalbi korur, ruh hâlini iyileştirir, kaygıyı azaltır ve uykuyu düzeltir. Bu faydalar kilo vermeye bağlı değildir: Tartıda ya da aynada hiçbir değişiklik görünmese de her yapıdan ve kilodan insan bu faydaları görür.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), enerji harcatan her hareketi fiziksel aktivite sayar: yürüyüş, bisiklet, spor, hareketli oyunlar, ev işleri ve bedensel iş. DSÖ’nün 2020 rehberi yetişkinlere haftada 150–300 dakika tempolu yürüyüş gibi orta şiddette ya da 75–150 dakika koşu gibi yüksek şiddette hareket etmeyi, buna ek olarak haftada en az iki gün kas güçlendirici egzersiz yapmayı önerir. 2022’de dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık %31’i, yani 1,8 milyar kişi bu düzeyin altında kalıyordu. Bu faydaları kiloya bakarak ölçmek yanıltıcıdır. ABD’nin Fiziksel Aktivite Rehberi, faydaların genel olarak vücut ağırlığından bağımsız olduğunu belirtir. 2014’te on araştırmanın sonuçlarını birleştiren bir analize göre kondisyonu iyi olan fazla kilolu ya da obez kişilerin ölüm oranı, kondisyonu iyi olan normal kilolu kişilerinkine yakındı; kondisyonu zayıf olanlarda ise risk, kiloları ne olursa olsun yaklaşık iki katıydı.

Diğer okuma seçeneğiMerakMerak edecek çok şey var.