The story behind the card
The book, Concerning the Spiritual in Art, argued that colour and form can move a viewer directly, the way music does, without showing anything recognisable. Kandinsky wrote that the sound of colours is so definite that nobody would try to express bright yellow in the bass notes. He also recalled that hearing Wagner's opera Lohengrin in Moscow had made him 'see' colours. Whether this was true synaesthesia, a condition in which one sense triggers another, is still debated. In 1911 he also co-founded the Munich artists' group Der Blaue Reiter (The Blue Rider) with Franz Marc, and he gave his paintings musical titles such as Improvisation and Composition.
Türkçe oku
Soyut resmin öncülerinden Vasili Kandinski, her rengin bir sesi olduğunu düşünüyordu. 1911'de yayımlanan kitabında açık maviyi flüte, koyu maviyi viyolonsele, en koyu maviyi ise orga benzetti.
Sanatta Ruhsallık Üzerine adlı bu kitap, renk ve biçimin, tanınır hiçbir şey göstermeden, tıpkı müzik gibi izleyiciyi doğrudan etkileyebileceğini savunur. Kandinski'ye göre renklerin sesi o kadar belirgindir ki kimse parlak sarıyı kalın, pes notalarla anlatmaya kalkmaz. Moskova'da Wagner'in Lohengrin operasını dinlerken renkler “gördüğünü” de anlatmıştı. Bunun gerçek bir sinestezi, yani bir duyunun başka bir duyuyu da harekete geçirdiği bir durum olup olmadığı hâlâ tartışılıyor. Kandinski 1911'de ressam Franz Marc'la birlikte Münih'te Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) grubunu kurdu; resimlerine de Doğaçlama ve Kompozisyon gibi müzikten gelen adlar verdi.
