Q0075Hırsız herkesi kendi gibi sanır.
Başkalarında, kendi taşıdığımız kusurlardan şüphelenir; insanlar kendi doğalarını yansıtır.
Yaşamak üzerine
Dikkat, davranış ve anlamlı bir hayat üzerine eskimeyen sorular, öğretiler ve tartışmalar.
İlgili konular
Kartlar konu ve okuma biçimi üzerinden birbirine bağlanır. Aşağıdan devam edin ya da ilgili bir konuyu açın.
Q0075Başkalarında, kendi taşıdığımız kusurlardan şüphelenir; insanlar kendi doğalarını yansıtır.
Q0087Bu, pek çok zayıf taklidin ardındaki gerçek Bruce Lee pasajıdır. Lee bunu önce Longstreet dizisinde (1971, ‘The Way of the Intercepting Fist’ bölümü) replik olarak söyledi; ardından Aralık 1971’de Pierre Berton’la yaptığı ünlü röportajda yineledi — Lee ile kayda geçmiş en kapsamlı söyleşi budur. Felsefe, kendi dövüş sanatı Jeet Kune Do’dan gelir: Uyum sağlamak edilgenlik değildir; katılaşmadan akabilme, uyabilme, vurabilme ve gerektiğinde geri çekilebilme yetisidir.
Q0089Lee’nin defterlerinde tuttuğu özdeyişlerin ölümünden sonra derlendiği Striking Thoughts: Bruce Lee’s Wisdom for Daily Living kitabında yer alır. Doymak bilmez bir okur olan Lee, beğendiği satırları kopyalar ve yeniden işlerdi — bu söz, 19. yüzyıl Amerikan şairi James Russell Lowell’ın ‘Suç başarısızlık değil, hedefin küçüklüğüdür’ dizesini yankılar. Amaç başarısızlığı yüceltmek değil; deneme insanı büyütebilecekken hedefi küçük tutmayı mahkûm etmektir.
Q0091Zaman zaman ünlü isimlere yanlışlıkla mal edilen, yaygın ve anonim bir motivasyon şiiri. İmgesi toplumsal kuşkudur: İnançsızlık çoğu zaman aşağıdan izler; oysa denemeyi göze alanlar çoktan yerden yükselmiştir — tıpkı Wright kardeşlerin 1903’te yaptığı gibi.
Q0092Bu sözü izlenebilir bir Tao Te Ching satırından çok Taocu tını taşıyan halk bilgeliği gibi okumak daha doğru olur. Küçük ölçeği dersin kendisidir: hareket hâlindeki küçük bir varlık, yerde uyuyan büyük potansiyelden daha gerçektir.
Q0093Carl Jung adıyla yaygın paylaşılır; ancak cümle onun yazılarında bulunamamıştır. Yine de psikolojisiyle iyi örtüşür: Jung’a göre kimlik, ilan edilen niyetlerden çok, eyleme dökülen örüntülerde — seçimlerde, tekrarlarda, kaçınılan sorumluluklarda — açığa çıkar.
Q0095Lincoln adıyla ünlüdür; ancak derlenmiş yazılarının ve belgelenmiş konuşmalarının hiçbirinde geçmez — atıf ilk kez 20. yüzyılda, ölümünden çok sonra görülür. Atasözünün bir oduncuya ihtiyacı vardı; tarih de en ünlü kütük yarıcısını verdi. Mühendislik bilgeliği kendi başına ayaktadır: Hazırlık oyalanma değildir; işin geri kalanını kısaltan kısmıdır.
Q0096Lincoln’ün 13 Ekim 1862’de General George B. McClellan’a yazdığı, İç Savaş baskısı altındaki mektuptan gelir. Cümle pratik bir komuta dilidir: hareket etmek başarısız olabilir, ama denemeyi reddetmek savaşa başlamadan yenilgiyi garanti eder.
Q0097Lincoln’ün ‘Discoveries and Inventions’ başlıklı konuşmasından gelir. Maden, insan keşfi için bir benzetmedir: doğa, toplum ve benlik gizli damarlarla doludur; icat ise onları kazıp çıkarma işidir.
Q0098Lincoln’ün hukuk dersi notlarından gelir; burada çalışkanlık mesleki bir kural gibi ele alınır. Öğüt telaşlı meşguliyet değildir; bitmemiş görevlerin sessizce yarının yüküne dönüşmesine izin vermeme disiplinidir.
Q0099Chaplin bu cümleyi, 27 Ekim 1940’ta The New York Times’ta yayımladığı ‘Mr. Chaplin Answers His Critics’ (Chaplin Eleştirmenlerine Yanıt Veriyor) başlıklı yazısında kullandı. Büyük Diktatör filminin tutkulu kapanış konuşmasını fazla vaaz gibi bulan eleştirmenlere yanıtı netti: Hayal gücü, eyleme dönüşmedikçe pek bir şey ifade etmez. Filmlerini yazan, yöneten, besteleyen ve başrolünü üstlenen bir sanatçı için biçilmiş bir ilke.
Q0100Chaplin’in 22 Temmuz 1942’de New York’ta, Nazi Almanyası’na karşı ikinci bir cephe açılmasını isteyen mitingde yaptığı konuşmadan. Savaş bağlamı cümleye asıl ölçeğini verir: Buradaki ‘imkânsız’, kişisel bir hırs değil, milyonların başarılamaz sandığı ortak bir mücadeledir. Chaplin’in bu dönemdeki siyasi konuşmaları, 1952’de ABD’den sürgün edilmesinde rol oynadı.
Q0101Chaplin adıyla en çok paylaşılan sözlerden biri; ancak belirli bir film repliğine ya da yazısına bağlanabilmiş değil. Tesellisi iki yönlü ve tam Chaplin tarzıdır: Geçicilik güzel şeyleri alıp götürür, ama dertlerimizi de götürür. Evden atılan, terk edilen, hapse düşen ve yine de yoluna devam eden Şarlo, adeta bu cümlenin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Q0102Birinci Dünya Savaşı boyunca ordu cerrahı olarak görev yapan Fransız hekim-yazar Georges Duhamel’e (1884–1966) yaygın biçimde bağlanır; ancak ilk basılı kaynağı saptanamamıştır. Adlandırdığı cesaret özgül ve nadirdir: Gürültü koparmak değil, odadaki herkesin bildiği ama özenle kaçındığı şeyi düpedüz söyleyebilme cesareti.
Q0103Şen Bilim’in 308. aforizması ‘Her Günün Tarihi’nden gelir. Nietzsche gündelik alışkanlıkların korkaklık ve tembellikten mi, yoksa cesaret ve yaratıcı akıldan mı doğduğunu sorar; karakter ilan edilmez, birikir.
Q0104Nietzsche’nin 6 Mart 1883’te Franz Overbeck’e yazdığı, gerilim ve hastalık dönemine ait mektuptan gelir. Neşeli bir kişisel gelişim sloganı değildir; dışarıdan bir çare gelmediğinde insanın kendini kurtarma zorunluluğunun sert kenarıdır.
Q0105Çoğu zaman Tao Te Ching ile ilişkilendirilen bu söz, dev bir hedefi bedensel bir gerçeğe indirir: hiçbir yolculuğa birdenbire girilmez. Yol, kusursuz plandan önce ayağın altındaki ilk gerçek adımla başlar.
Q0106Yaralarımız ve kırılıp açılan yerlerimiz, içgörü ile gelişmenin geldiği açıklıklar hâline gelebilir. Mevlânâ ile ilişkilendirilir.
Q0107Atasözü dile fiziksel bir sonuç yükler. Sözcüklerin kemiği yoktur; ama güveni, utancı, cesareti ve hatırayı değiştirebilir. Bu yüzden özenli konuşmak yalnızca nezaket değil, ahlaki bir pratiktir.
Q0108Gül güzel olduğu kadar canlıdır; canlı olan her şey de bir güçlük taşır. Türk atasözü boş yere acı çekmeyi öğütlemez; olgun sevginin yalnızca hoş tarafı değil, gerçeğin tamamını gördüğünü söyler.
Q0109Atasözü sağlığı olasılıkla ilişkilendirir. Sağlık mutluluğu garanti etmez; ama bedene ve zihne yarını hayal edecek, plan yapacak ve aksiliklerden dönecek bir zemin verir.
Q0110Bu İsveç deyişi günlük bir ilke kadar kısadır. Korkunun yok olacağını varsaymaz; sadece zihnin bütün iklimini korkunun belirlemesine izin verme der.
Q0111Bir Kongo atasözü; ‘bir çocuğu köy büyütür’ sözünün yakın akrabası. Tek bir bilezik ses çıkarmaz; müziği yaratan, insanların ve şeylerin bir aradalığıdır.
Q0112Vizyon yön verir; eylem ise ona beden kazandırır. Atasözü iki ucu da reddettiği için değerlidir: amaçsız hareket enerjiyi dağıtır, eylemsiz vizyon ise güvenli bir hayal olarak kalır.