Nasıl yaşamalı?

Felsefe

Hayat, insan davranışı ve anlam üzerine sorular. Farklı düşünürlerden sözler ve bakış açıları.

Bu konudaki kartlarSayfa 5Ek açıklama ve kaynaklar

İlgili konular

Başka hangi konulara bakabilirsiniz?

Bu başlıktaki kartlar aşağıda. İsterseniz ilgili konulardan biriyle devam edin.

AzimOkuma seçeneği
DinginlikOkuma seçeneği
MerakOkuma seçeneği
DinginlikEdebiyat

Evren bir bilmeceyse, buraya yalnızca cevabının derdine düşmeye gelmedin. Şarkı söylemeye de geldin.

Bu dizeler, İranlı şair Ömer Hayyam’a (1048-1131) mal edilen dört dizelik şiirlerin, yani rubailerin havasında yazılmış çağdaş bir şiirdir; çeviri değildir. Sondaki şarkı, Edward FitzGerald’ın İngilizce çevirisindeki en ünlü dörtlüğe gönderme yapar: Dal altında bir şiir kitabı, bir testi şarap, bir somun ekmek ve ıssız kırda yanında şarkı söyleyen sevgili. 1859’daki ilk baskı neredeyse hiç satmadı; yayıncı sonradan kitapları bir peniye elden çıkardığını övünerek anlatırdı. Kitap 1890’lara gelindiğinde iki milyondan fazla satmıştı.

DinginlikEdebiyat

İki sessizlik arasında birer yolcuyuz. Asıl mucize hayatın bitmesi değil, bize verilmiş olmasıdır.

Bu dizeler, İranlı şair Ömer Hayyam’a (1048-1131) mal edilen dört dizelik şiirlerin, yani rubailerin havasında yazılmış çağdaş bir şiirdir; çeviri değildir. Şiirin hayatı iki bilinmez arasında kısa bir yolculuk gibi görmesi, Edward FitzGerald’ın İngilizce çevirisindeki bir dörtlüğe çok yakındır: Bu dünyaya neden ve nereden geldiğimizi bilmeden, ister istemez akan bir su gibi geliriz; çölde esen bir rüzgâr gibi de gideriz. Bunun ne kadarının Hayyam’a ait olduğu belli değildir. FitzGerald da çevirisinin “hiç de harfi harfine olmadığını”, pek çok dörtlüğü birbirine kattığını kabul etmiştir.

AzimFelsefe

Kendini ölmüş say. Ömrünü yaşadın. Şimdi geriye kalanı gerektiği gibi yaşa.

Marcus Aurelius, MS 161-180 yılları arasında Roma imparatoruydu. Bu notları kendisi için Yunanca yazdı; bir kısmını Tuna sınırındaki ordugâhlarda kaleme aldı. Kitabın adı sonradan konmuştur; Türkçede Kendime Düşünceler diye bilinir. Karttaki metin Gregory Hays’in 2002 tarihli İngilizce çevirisine dayanır. George Long’un 1862 çevirisi Yunancaya daha yakındır: Kalan ömrünü “doğaya uygun” yaşa. Stoacılar için bu, akla ve erdeme göre yaşamak demekti. Bu bir memento mori alıştırmasıdır; Latince bu söz “öleceğini unutma” anlamına gelir. Hayatını bitmiş sayarsan, kalan zaman sana bir armağan gibi gelir.

DinginlikEdebiyat

Büyük bir zekâ ve derin bir kalp için acı ve ıstırap her zaman kaçınılmazdır.

Raskolnikov bu sözü Suç ve Ceza’nın (1866) üçüncü kısmında söyler. St. Petersburg’da yaşayan yoksul bir eski hukuk öğrencisidir ve yaşlı bir tefeci kadını öldürmüştür. Şimdi de sorgu yargıcı Porfiri Petroviç’in karşısındadır. Porfiri, Raskolnikov’un bir makalesini okumuştur; makalede “olağanüstü” insanların büyük bir düşünce uğruna ahlak yasasını çiğneme hakkı olduğu savunulur. Arkadaşı Razumihin, böyle insanların döktükleri kan için hiç değilse acı çekmeleri gerekmez mi diye sorar. Raskolnikov vicdanı olan birinin zaten acı çekeceğini söyler, ardından dalgın dalgın bu cümleyi ekler.

AzimFelsefe

Gülmeden geçen gün, boşa geçmiş bir gündür.

Bu düşünce, devrim öncesi Paris’te nüktedanlığıyla ünlü Fransız yazar Nicolas Chamfort’a (1741-1794) aittir. Chamfort şöyle yazmıştı: “La plus perdue de toutes les journées est celle où l’on n’a pas ri”, yani günlerin en boşa geçeni, hiç gülmediğimiz gündür. Devrimi coşkuyla karşıladı, ama sivri dili ona düşman kazandırdı; 1794’te, Terör Dönemi’nde öldü. Söz ertesi yıl yayımlandı. Chaplin’e mal edilmesi ise yenidir: 1992 yapımı Shining Through filminde bir karakter sözü ona atfeder.

AzimFelsefe

Yere bakarken gökkuşağını asla göremezsin.

Bu dize, Chaplin’in 1928 yapımı sessiz komedisi Sirk’in 1969’daki yeniden gösterimi için yazdığı “Swing Little Girl” (Sallan, küçük kız) şarkısında geçer. Filmde Şarlo, gezici bir sirkte farkında olmadan gösterinin yıldızı olur. Şarkıyı önce bir erkek şarkıcı seslendirdi, ama kayıt beğenilmedi. Bunun üzerine aranjör Eric James, yalnızca ailesi dinlesin diye Chaplin’in kendi sesini de kaydetmeyi önerdi. Sonunda filme 79 yaşındaki Chaplin’in sesi girdi. Şarkı, açılış yazıları boyunca Merna Kennedy trapezde sallanırken çalar.

DinginlikEdebiyat

Sevgiyle yapılan her şey daima iyinin ve kötünün ötesinde olur.

Bu söz, Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde (1886) kitabındaki 153. aforizmadır. Kitabın dördüncü bölümü, La Rochefoucauld gibi Fransız yazarları örnek alan kısa ve özlü sözlerden, yani aforizmalardan oluşur. Almancası şöyledir: “Was aus Liebe gethan wird, geschieht immer jenseits von Gut und Böse.” Kitabı İngilizceye ilk çeviren Helen Zimmern, Nietzsche’yi şahsen tanıyordu. Nietzsche (1844-1900), iyiyle kötünün değişmez karşıtlar olmadığını savunuyordu. Aforizma, sevginin her şeyi mazur gösterdiğini söylemez. Söylediği şudur: Sevgiyle yapılan bir iş, kurallar tartılarak yapılmaz; bu yüzden alışılmış ahlak hesabıyla tam olarak yargılanamaz.

DinginlikEdebiyat

Mutsuz evliliklere yol açan şey sevgi eksikliği değil, dostluk eksikliğidir.

Bu söz genellikle Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin kısa ve özlü düşüncelerden, yani aforizmalardan oluşan ilk kitabı İnsanca, Pek İnsanca’ya (1878) dayandırılır; oysa ne bu kitapta ne de öteki eserlerinde geçer. Kitapta ona çok yakın iki düşünce vardır. 378. aforizmaya göre en iyi dost büyük olasılıkla en iyi eşi de bulur, çünkü iyi bir evlilik dostluk yeteneğine dayanır. 406. aforizma ise evlenecek kişiye kendine şunu sormasını öğütler: Bu insanla yaşlandığımda da sohbet etmekten keyif alacak mıyım?

DinginlikEdebiyat

Ruh huzuruna ve mutluluğa ulaşmak istiyorsan inan. Hakikatin izinden gitmek istiyorsan araştır.

Sonradan Almanya’nın en etkili filozoflarından biri olacak Friedrich Nietzsche, Lutheran bir papazın oğluydu. 1864’te Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başladı, ama bir dönem sonra annesini öfkelendirmeyi göze alarak bıraktı ve Hristiyan inancını yitirdi. 11 Haziran 1865’te, yirmi yaşındayken, dindar kız kardeşi Elisabeth’e bu değişimi anlatan bir mektup yazdı. Karttaki cümleler, mektupta “İnsanların yolları burada ayrılır” sözünün hemen ardından gelir. Aynı yılın sonbaharında, eski Yunanca ve Latince metinleri inceleyen klasik filolojiyi okumak için Leipzig’e geçti.

DinginlikFelsefe

Bunca mücadele, sırf hayat rastgele bir günde bitip gitsin diye.

Bu sözün yazarı bilinmiyor; internette modern bir düşünce olarak dolaşıyor. Cümlenin acıtan yeri “rastgele” sözcüğüdür: Bir ömrün emeği uzun sürer, sonu ise haber vermeden gelir. Antik filozoflar bunu açıkça düşünmenin karamsarlık değil, yararlı bir alışkanlık olduğunu söyler. Romalı filozof Seneca, MS 49 dolaylarında yazdığı Hayatın Kısalığı Üzerine’de hayatın kısa olmadığını, yalnızca çoğunu boşa harcadığımızı anlatır: İyi kullanılırsa hayat yeterince uzundur. “Öleceğini unutma” anlamına gelen Latince memento mori sözü de aynı geleneğin parçasıdır.

DinginlikFelsefe

Ben yanıyordum; sen ise gelip kül kokusu yüzünden beni suçluyordun.

Bu dize, Poetry.com’da Kamryn Tanner adıyla yayımlanan “I Burn For You” (Senin İçin Yanıyorum) adlı kısa şiirin ilk dizesidir. Poetry.com herkesin şiir paylaşabildiği bir sitedir; dize sosyal medyada başka adlarla da dolaşır, ama bu atıfların hiçbiri güvenilir değildir. Şiir, incinen kişinin üstelik suçlandığı sancılı bir ilişkiyi içeriden anlatır. Psikoloji buna mağduru suçlama der. Amerikalı psikolog Melvin Lerner 1960’larda bunu adil dünya inancıyla açıkladı: Dünyanın adil olduğuna inanmak isteyen insanlar, acı çeken kişinin bunu bir şekilde hak ettiğine kolayca karar verir.

DinginlikFelsefe

Başkası olmak istemek, olduğun kişiyi heba etmektir.

Bu söz her yerde Kurt Cobain’e (1967-1994) ait diye paylaşılır. Cobain, 1991’de çıkan Nevermind albümüyle grunge denen ham ve gürültülü rock tarzını geniş kitlelere taşıyan Amerikan grubu Nirvana’nın solisti ve şarkı yazarıydı. Ama bu söz ne röportajlarında ne şarkılarında ne de 2002’de defterlerinden derlenen Journals’da geçer. Düşüncenin kendisi çok daha eskidir: Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard, umutsuzluğu incelediği The Sickness unto Death (1849) adlı kitabında, başka biri olmayı istemenin bir umutsuzluk biçimi olduğunu yazar.

DinginlikFelsefe

Kimse yükseklikten korkmaz, düşmekten korkar.

Bu söz çoğu kez Nirvana’nın solisti Kurt Cobain’e atfedilir; ama röportajlarında, şarkılarında ya da yayımlanan defterlerinde bulunamamıştır, bu yüzden yazarı bilinmeyen bir söz saymak daha doğrudur. Çoğu insan yüksek bir yerde doğal bir düşme korkusu duyar; bu korku aşırıya varınca adı akrofobi olur ve insanların yaklaşık yüzde 2 ila 5’inde görülür. Psikologlar Eleanor Gibson ile Richard Walk 1960’ta, emekleyen bebeklerin çoğunun, anneleri çağırsa bile altında boşluk varmış gibi görünen cam bir zemine çıkmadığını gösterdi.

DinginlikFelsefe

Düşmek başarısızlık değildir. Başarısızlık, düştüğün yerde kalmaktır.

Bu sözün yazarı bilinmiyor; genellikle isimsiz paylaşılır. Düşünce ise pek çok gelenekte karşımıza çıkar. Japonlar “nana korobi ya oki”, yani “yedi kez düş, sekiz kez kalk” der. İrlandalı yazar Oliver Goldsmith, İngiltere’yi gezen Çinli bir yolcunun kaleminden çıkmış gibi yazdığı The Citizen of the World (Dünya Yurttaşı, 1760-1761) mektuplarında buna çok yakın bir söz kurar: En büyük şerefimiz hiç düşmemek değil, her düştüğümüzde yeniden kalkmaktır. Bu uydurma anlatıcı yüzünden söz hâlâ sık sık Konfüçyüs’e mal edilir. Türkçede de “Düşmez kalkmaz bir Allah” denir.

DinginlikFelsefe

Ölüm, bir kaza değil de bir yasa olarak görüldüğünde güzeldir.

Sonradan Walden kitabıyla ünlenecek Amerikalı yazar Henry David Thoreau (1817-1862), bu satırları 11 Mart 1842’de dostu ve akıl hocası Ralph Waldo Emerson’a yazdı. İkisi de yastaydı. Ocak ayında Thoreau’nun ağabeyi John, küçük bir kesikten kaptığı ve kasları kilitleyen bir enfeksiyon olan tetanoz yüzünden kardeşinin kollarında ölmüştü. Birkaç hafta sonra Emerson’ın beş yaşındaki oğlu Waldo da kızıldan öldü. Thoreau o sırada Emerson’ların evinde yaşıyordu ve çocuğa çok bağlıydı. Mektup şöyle sürer: “Ölüm, hayat kadar olağandır.”

DinginlikFelsefe

Yalnızlık, insanın çevresinde kimse olmamasından değil, kendisine önemli görünen şeyleri başkalarına anlatamamasından doğar.

Carl Gustav Jung (1875-1961), analitik psikolojinin kurucusu olan İsviçreli psikiyatrdır; içedönüklük ve dışadönüklük kavramları ondan kalmıştır. Bu cümle, Jung’un çalışma arkadaşı Aniela Jaffé ile birlikte hazırladığı, kısmen otobiyografik Anılar, Düşler, Düşünceler kitabının son bölümündedir. Kitap, Jung’un ölümünden bir yıl sonra, 1962’de Almanca yayımlandı. Jung, çocukken hissettiği yalnızlığın onu hiç bırakmadığını anlatır: Çevresindeki insanların bilmediği ya da bilmek istemediği şeylerin farkındadır ve onların kabul etmediği görüşler taşımaktadır.

DinginlikFelsefe

Gereğinden fazlasını gören, sonunda hiçbir yere sığamaz.

Bu sözün yazarı bilinmiyor, ama dile getirdiği düşünce çok eski. Platon’un MÖ 375 dolaylarında yazdığı Devlet’te, hayatı boyunca mağara duvarındaki gölgelerden başka bir şey görmemiş bir tutsak serbest bırakılır ve güneşin aydınlattığı dünyayı görür. Mağaraya döndüğünde öbürleri ona güler, yolculuğun gözlerini bozduğunu söyler. Yunan mitolojisinde Truva prensesi Kassandra geleceği görebiliyordu, ama kimse ona inanmasın diye lanetlenmişti; kendi halkı bile onu deli sanıyordu. Eski Ahit’teki Vaiz kitabı aynı düşünceyi en kısa biçimde söyler: “Bilgisini artıran, kederini de artırır.”

DinginlikFelsefe

Kendini mahveden şeye savaş açmaya yanaşmayan insana huzur uğramaz.

Bu cümle internette çoğu zaman Seneca’ya ait diye paylaşılır, ama günümüze ulaşan eserlerinin hiçbirinde geçmez; üslubu da günümüze ait. Stoacı Romalı filozof Seneca (yaklaşık MÖ 4–MS 65), imparator Neron’un danışmanıydı ve ruh huzuru üzerine çok yazdı. Dostu Lucilius uzun yolculuklara rağmen içindeki sıkıntıdan kurtulamayınca Seneca ona 28. mektubunda şöyle yazdı: “Senin iklim değiştirmeye değil, ruh değiştirmeye ihtiyacın var.” İçindeki yükü bırakmadıkça hiçbir yerin ona iyi gelmeyeceğini de ekledi.

DinginlikFelsefe

İyi bir insanın nasıl olması gerektiğini tartışarak artık vakit kaybetme. Öyle biri ol.

Marcus Aurelius, MS 161–180 yılları arasında Roma imparatoruydu. Aynı zamanda bir Stoacıydı. Stoacılık, iyi yaşamı erdemde ve insanın kendine hâkim olmasında gören bir Yunan felsefesidir. Kendime Düşünceler, onun Yunanca tuttuğu kişisel defteridir. Marcus bu notları 170’li yıllarda, bir kısmını Tuna sınırındaki savaşlar sırasında yazdı; başkaları okusun diye yazmamıştı. 10.16’daki cümlenin Yunancası kelimesi kelimesine şöyledir: İyi insanın nasıl biri olduğunu tartışmayı bırak ve öyle biri ol. Hemen önceki not da ona ömründen ne kadar az zaman kaldığını hatırlatır.

DinginlikFelsefe

İçim boşaldığında acımasızlaşırım. Sevilemiyorsam, benden korkulmalı.

Bu sözün yazarı bilinmiyor. İki yarısı da Mary Shelley’nin 1818’de yayımlanan Frankenstein romanını hatırlatır. Onu yaratan adam dâhil herkesin dışladığı yaratık, Victor Frankenstein’a “Mutsuz olduğum için kötüyüm” der, biraz sonra da “Sevgi uyandıramıyorsam korku salacağım” diye ekler. Bundan üç yüzyıl önce Niccolò Machiavelli de 1513’te yazdığı Hükümdar’da, sevilmekle korkulmak arasında seçim yapmak zorunda kalan bir hükümdar için korkulmanın daha güvenli olduğunu savunmuştu. Ama bu söz “ben” diye konuştuğu için, Machiavelli’nin soğukkanlı siyasi öğüdünden çok Shelley’nin yalnız yaratığının sesine benziyor.

DinginlikEdebiyat

Kitap, cepte taşınan bir bahçe gibidir.

Söz, Arap nesrinin büyük ustalarından Câhiz’e (yaklaşık 776-868) dayanır. Bugünkü Irak’ta, Basra’da yoksul bir ailede büyüyen Câhiz, gençliğinde ailesine yardım etmek için balık sattı. Kitabı övdüğü ünlü bir yazısında onu ilimle dolu bir kap, yende taşınan bir bahçe, kucakta sayfaları çevrilen bir çayır diye anlatır; kitap, der, ölülerin ağzından konuşur, yaşayanların sözünü aktarır. Yen, giysinin koludur; sözün bugünkü söyleyişinde bahçe cebe girmiştir. Rivayete göre Câhiz, üzerine devrilen bir kitap yığınının altında kalarak öldü.

DinginlikEdebiyat

Ne ekersen onu biçersin.

Türkçede bu atasözü tam da bu biçimde kullanılır; İngilizcede de “As you sow, so shall you reap” denir. İmge ikisinden de çok eskidir. Cicero, MÖ 55’te yazdığı Hatip Üzerine (De Oratore) adlı eserinde, bir Romalı politikacının yeni bir yasa üzerine yapılan tartışmada rakibine bu sözle karşılık verdiğini anlatır: “Ut sementem feceris, ita metes.” Yaklaşık bir yüzyıl sonra Pavlus da Galatyalılara Mektup’ta aynı sözü kullanır. Türkçede sözün daha sert bir biçimi de vardır: “Rüzgâr ekip fırtına biçmek”, yani yapılan kötülüğün çok daha kötüsüyle karşılaşmak.

DinginlikEdebiyat

Ne kadar sessizleşirsen, o kadar çok şey duyabilirsin.

Söz sık sık 13. yüzyılın büyük şairi Mevlânâ’ya mal edilir, ama onu Mevlânâ’ya bağlayan güvenilir bir kaynak yoktur. Genellikle Ram Dass’a atfedilir ve 1971 tarihli Be Here Now (Şimdi Burada Ol) kitabından olduğu söylenir; yine de tam kaynağını göstermek zordur. Asıl adı Richard Alpert olan Ram Dass, Harvard’da psikoloji hocalığı yaptı, 1967’de Hindistan’a gidip guru Neem Karoli Baba’nın öğrencisi oldu. Söz, meditasyonda sık yaşanan bir deneyimi anlatır: Zihnindeki gürültü dindikçe, başından beri orada olan sesleri ve düşünceleri fark etmeye başlarsın.

DinginlikEdebiyat

Senden benden önce de gece vardı, gündüz vardı; dönen felek de işini görüyordu. Yeryüzünde nereye ayak basarsan bas, orası bir zamanlar bir güzelin göz bebeğiydi.

Ömer Hayyam (1048–1131) bugünkü İran’ın kuzeydoğusundaki Nişabur’da doğdu. Yaşarken daha çok matematikçi ve gökbilimci olarak ünlüydü: Üçüncü dereceden denklemleri geometriyle çözdü, Celali takviminin hazırlanmasında görev aldı. Sonraki yüzyıllarda ona yüzlerce rubai, yani dört dizelik şiir mal edildi; bunların birçoğu muhtemelen başka şairlerindir. Modern bir eleştirel basım bu rubainin bir biçimini “büyük olasılıkla Hayyam’ın” olanlar arasında sayar. Düşüncesi bütün rubailerde yankılanır: Üzerinde yürüdüğümüz toprak bir zamanlar yaşayan insanlardı, felek de bizden önce dönüyordu. Rubaiyi Farsça aslından biz çevirdik.