The story behind the card
Psychologists call this store of events from one's own life autobiographical memory. The British psychologist Frederic Bartlett showed in his 1932 book Remembering that recall is reconstruction, not replay: when people retold an unfamiliar Native American folk tale, “The War of the Ghosts”, they gradually reshaped it to fit their own expectations. A striking modern example followed the Challenger space shuttle disaster in 1986. The morning after, Ulric Neisser and Nicole Harsch asked students to write down how they had heard the news, then asked again two and a half years later. Many accounts had changed a great deal, yet the students were confident in their new versions. Memory is also tied to identity. When older adults look back, they recall an unusually large share of events from between about 10 and 30, the years when a sense of self takes shape; this is called the reminiscence bump.
Türkçe oku
Kendi hayatımıza dair anılar, kim olduğumuzu anlamamıza yardım eder; ama bu anılar sabit kayıtlar değildir. Bir olayı her hatırlayışımızda beyin onu yeniden kurar; sonradan öğrendiklerimiz ve hissettiklerimiz de biz fark etmeden hikâyeyi değiştirebilir.
Psikolojide insanın kendi hayatındaki olaylara dair anılarına otobiyografik bellek denir. İngiliz psikolog Frederic Bartlett, 1932'de yayımlanan Remembering (Hatırlama) adlı kitabında hatırlamanın bir kaydı geri sarıp oynatmak değil, geçmişi yeniden kurmak olduğunu gösterdi: Katılımcılar, bilmedikleri bir Kuzey Amerika yerli masalını, “Hayaletlerin Savaşı”nı yeniden anlattıkça onu kendi beklentilerine uyduruyordu. Çarpıcı bir örnek, 1986'daki Challenger uzay mekiği faciasıyla ilgili bir araştırmadır. Facianın ertesi sabahı Ulric Neisser ve Nicole Harsch, öğrencilerden haberi nasıl aldıklarını yazmalarını istedi; iki buçuk yıl sonra aynı soruyu yeniden sordular. Pek çok anlatı büyük ölçüde değişmişti, ama öğrenciler yeni anlatılarının doğruluğundan emindi. Anılar kimliğimizle de iç içedir. Hayatlarına dönüp bakan yaşlı insanlar, 10 ile 30 yaş arasından beklenenden çok daha fazla olay hatırlar. Benlik duygusunun biçimlendiği bu yıllardaki yoğunlaşmaya “anımsama tümseği” denir.