İngilizcede aranmadan bulunan güzel şeyleri anlatan “serendipity” sözcüğünü, İngiliz yazar Horace Walpole 1754’te bir mektubunda türetti. Sözcüğü, kahramanları aramadıkları şeyleri “tesadüf ve zekâ sayesinde” bulup duran Serendip’in Üç Prensi adlı Fars masalından aldı.
Horace Mann’a mektup, 1754
Kartın devamı
Başbakan Robert Walpole’un oğlu olan ve sonradan ilk Gotik roman sayılan Otranto Şatosu’nu yazan Walpole, sözcüğü 28 Ocak 1754’te Floransa’daki İngiliz elçisi, arkadaşı Horace Mann’a yazdığı mektupta kullandı. Aradığı bir bilgiyi eski bir kitapta tesadüfen bulmuştu. Serendip, Sri Lanka’nın eski adıdır; masal Avrupa’ya, Farsça yazan şair Emir Hüsrev’e dayanan 1557 tarihli bir İtalyanca uyarlamayla ulaştı. Sözcük 20. yüzyıla kadar pek kullanılmadı. Bugün hem şans hem de keskin bir göz isteyen keşifler için kullanılıyor. Alexander Fleming’in 1928’de bir kültür kabındaki bakterileri bir küfün öldürdüğünü fark etmesi ve bu gözlemin penisiline götürmesi bunun en bilinen örneğidir.
Kaynaklar ve ilgili okumalar
Kaynak: Horace Walpole, 1754
İlgili kaynak: Horace Walpole