Başlamak ve devam etmek

Azim

Bazen ilk adım, bazen biraz cesaret.

Çalışmak, yeniden denemek ve yola devam etmek üzerine sözler ve düşünceler.

Okuma seçeneğiSayfa 5Ek açıklama ve kaynaklar

Bu seçkide neler var?

Azim

Bir işe başlamak ya da zorlandığınızda devam etmek için okuyabileceğiniz sözleri bir araya getirdik.

MerakTeknoloji

CRISPR, bakterilerin virüslere karşı savunma sistemi olarak doğdu: Bakteri, virüs DNA’sından parçalar saklar ve bunlara uyan virüsü tanıyıp keser. 2012’de Jennifer Doudna ile Emmanuelle Charpentier, sistemin DNA’yı hemen her noktadan kesecek şekilde programlanabileceğini gösterdi; böylece gen düzenlemek çok kolaylaştı.

CRISPR, İngilizcede “kümelenmiş, düzenli aralıklı, kısa palindromik tekrarlar” anlamına gelen adın kısaltmasıdır. Ad, bakteri DNA’sında belli aralıklarla yinelenen kısa dizileri anlatır; virüs parçaları bu tekrarların arasında saklanır. Düzeni ilk kez 1987’de Japon araştırmacılar fark etti, İspanyol mikrobiyolog Francisco Mojica da sonradan bunun bir tür bağışıklık belleği olduğunu ortaya koydu. Düzenleme aracında Cas9 adlı kesici bir protein, DNA’nın kimyasal akrabası RNA’dan yapılmış kısa bir kılavuzla çalışır; kılavuz onu DNA’nın eşleşen bölümüne götürür. Hücre kesiği onarırken gen devre dışı kalabilir ya da bilim insanları yerine düzeltilmiş bir kopya yerleştirebilir. Doudna ile Charpentier 2020 Nobel Kimya Ödülü’nü aldı. Kasım 2023’te Birleşik Krallık bir CRISPR tedavisini onaylayan ilk ülke oldu: Casgevy adlı tedavi iki kalıtsal kan hastalığında, orak hücre hastalığında ve Akdeniz anemisi olarak da bilinen beta talasemide kullanılıyor. Yöntem etik soruları da beraberinde getirdi: Çinli bilim insanı He Jiankui 2018’de insan embriyolarının genlerini değiştirdi ve sonradan hapis cezası aldı.

AzimEdebiyat

Zaferle de felaketle de karşılaşıp bu iki sahtekâra aynı gözle bakabilirsen.

“If—”, bir babanın oğluna öğütleri biçiminde yazılmıştır: Art arda sıralanan koşullar, “o zaman adam olursun, oğlum!” sözüyle biter. Orman Kitabı’nın yazarı Rudyard Kipling (1865–1936), şiiri 1910’da Rewards and Fairies adlı kitabında yayımladı ve Leander Starr Jameson’dan esinlendiğini anlattı; Jameson, 1895–1896’da Güney Afrika’da başarısız bir baskına önderlik etmişti. Bu iki dize, Wimbledon’daki Centre Court’ta oyuncuların sahaya çıktığı kapının duvarında yazılıdır. 1990’larda BBC’nin yaptığı bir oylamada şiir, Britanya’nın en sevilen şiiri seçildi. Türkçeye Bülent Ecevit “Adam Olmak” adıyla çevirdi.

AzimEdebiyat

Kaderimin efendisi benim; ruhumun kaptanı benim.

Bunlar “Invictus” şiirinin son iki dizesidir. İngiliz şair ve editör William Ernest Henley (1849–1903), gençken tüberküloz yüzünden sol bacağını dizinin altından kaybetti. 1873’ten itibaren Edinburgh Kraliyet Hastanesi’nde tedavi gördü; cerrah Joseph Lister öteki bacağını kurtardı. Henley şiiri 1875’te bu hastanede yazdı. Şiir ilk kez 1888’de başlıksız yayımlandı; Latince “yenilmez” anlamına gelen başlığı, 1900’de bir antolojinin editörü ekledi. Nelson Mandela, Robben Adası’ndaki hapishanede şiiri öteki mahkûmlara okurdu.

AzimEdebiyat

Öfkeyle başlayan her şey utançla biter.

Philadelphialı matbaacı, bilim insanı ve devlet adamı Benjamin Franklin (1706–1790), Poor Richard’s Almanack’i (Zavallı Richard’ın Almanağı) 1732’den 1758’e kadar her yıl “Richard Saunders” takma adıyla yayımladı. Almanakta takvimlerin ve hava tahminlerinin arasında kısa özdeyişler de yer alırdı; bunların çoğu, Franklin’in daha vurucu hâle getirdiği eski atasözleriydi. Bu söz 1734 baskısında, “zavallı ve topal Richard”ın öğüdü olarak kafiyeli bir beyitte geçer. Franklin 1753’te, öfkenin hiçbir zaman sebepsiz olmadığını ama nadiren iyi bir sebebi olduğunu da yazdı. Türkçede aynı fikri “Öfkeyle kalkan zararla oturur” atasözü anlatır.

AzimEdebiyat

Bilgiye yapılan yatırım en iyi faizi getirir.

Bu cümle Franklin’in yazılarında bulunamamıştır. Söz, ölümünden bir asırdan uzun süre sonra, en geç 1909’da onun adıyla basılıyordu; çoğu zaman da “kesesini kafasına boşaltan” adamla ilgili, yine doğrulanamamış başka bir sözün ardından gelir. ABD Kongre Kütüphanesi’nin 1989 tarihli alıntılar sözlüğü Respectfully Quoted da sözü doğrulanamamış olarak kaydeder. Yine de söz ona yakışır: Franklin on yaşında okulu bırakmış, okuyarak kendini yetiştirmişti. 1731’de, üyelerin kitaplarını paylaşabilmesi için Philadelphia Kütüphane Şirketi’nin kurulmasına öncülük etti.

AzimEdebiyat

Cesaret korkuya direnmek, korkuya hâkim olmaktır; korkmamak değildir.

Bu özdeyiş, Mark Twain’in Pudd’nhead Wilson (1894) romanının 12. bölümünü açar. Romanın her bölümü, “Pudd’nhead Wilson’ın Takvimi”nden alınmış bir sözle başlar. David Wilson, Missouri’deki kasabasında herkesin “pudd’nhead”, yani ahmak diye küçümsediği zeki bir avukattır; takvim de onun her tarihin yanına alaycı bir söz eklediği şakacı bir defterdir. Söz şöyle sürer: Bir canlıya cesur demek, ancak o canlı biraz da korkaksa anlamlıdır. Yoksa, insan uyurken de uyanıkken de ona saldıran ve insanın kendisinden kat kat iri olmasına aldırmayan pire, dünyanın en cesur hayvanı olurdu. Mark Twain, Samuel Clemens’in (1835-1910) takma adıdır.

AzimFelsefe

Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden hemen öncedir.

Bilinen en eski biçimi, İngiliz din adamı Thomas Fuller’ın Kutsal Topraklar üzerine yazdığı A Pisgah-Sight of Palestine (1650) adlı kitaptadır: “Gün ağarmadan hemen önce ortalık hep en karanlıktır.” Fuller’a göre en büyük sıkıntı çoğu zaman ferahlıktan hemen önce gelir. Verdiği örnek Davut’tur: Kendi adamları onu taşlamaya hazırdı, ama çok geçmeden kral ilan edildi. Astronomi açısından söz tam doğru değildir: Gece en karanlık hâlini ortasında alır, gökyüzü de güneş doğmadan bir saat ya da daha önce ağarmaya başlar. Türkçedeki “Gün doğmadan neler doğar” sözü de umudun en beklenmedik anda belirebileceğini anlatır.

AzimFelsefe

Paylaşılan dert yarıya iner.

Düşünce eskidir. Romalı devlet adamı Cicero, dostluğun zor günleri bölüşerek hafiflettiğini yazmıştı. Francis Bacon da 1625’te yayımlanan “Dostluk Üzerine” denemesinde, dostluğun sevinçleri ikiye katladığını, dertleri yarıya indirdiğini söyler. Almancada “Paylaşılan acı yarım acıdır” denir; Türkçede de “Derdini söylemeyen derman bulamaz.” Psikolog Simone Schnall’ın yürüttüğü 2008 tarihli bir araştırmada, yanında bir arkadaşı duran katılımcılar önlerindeki tepeyi, yalnız olanlardan daha az dik gördü.

AzimFelsefe

Mücadele yoksa ilerleme de yoktur.

Frederick Douglass bu sözü Ağustos 1857’de New York eyaletindeki Canandaigua’da söyledi. Toplantı, Britanya’nın Karayipler’deki sömürgelerinde köleliğin kaldırılışını kutlamak için düzenlenmişti; ABD’nin güneyinde ise kölelik hâlâ yasaldı. Douglass sözünü şöyle sürdürür: Özgürlük isteyip de protestodan kaçınanlar, toprağı sürmeden ürün, gök gürlemeden yağmur isteyenlere benzer; iktidar, talep edilmedikçe hiçbir şeyden vazgeçmez. Ona göre mücadele ahlaki de olabilir, fiziksel de; ama mutlaka bir mücadele olmalıdır. Douglass (yaklaşık 1818-1895) Maryland’de köle olarak doğdu, 1838’de kaçtı ve köleliğe karşı mücadelenin önde gelen seslerinden biri oldu.

AzimTeknoloji

CERN’de çalışan İngiliz bilgisayar bilimci Tim Berners-Lee, Mart 1989’da laboratuvardaki dağınık belgeleri birbirine bağlayan bir sistem önerdi: Herkes bir belgeden ötekine geçebilecekti. Amiri Mike Sendall önerinin kapağına “Belirsiz ama heyecan verici...” yazdı ve işe koyulmasına izin verdi. World Wide Web bu fikirden doğdu.

“Information Management: A Proposal” (Bilgi Yönetimi: Bir Öneri) başlıklı metin gerçek bir sorunu anlatıyordu. CERN’e gelen bilim insanlarının çoğu iki yıl kadar kalıp ayrılıyor, bilgi de sürekli kayboluyordu. Yazıya geçirilmiş bir şey bile, laboratuvarın birbiriyle uyumsuz pek çok bilgisayarı arasında bulunamıyordu. Berners-Lee’nin çözümü hipermetindi: Belgeler bir ağa dağılmış olacak, ama içlerindeki bağlantılar okuru doğrudan başka belgelere götürecekti. Benzer bir fikri 1980’de kendisi için yazdığı ENQUIRE adlı küçük bir programla denemişti. Öneri başta pek ilgi görmedi. Berners-Lee metni Mayıs 1990’da yeniden dağıttı ve aynı yılın kasım ayında Belçikalı mühendis Robert Cailliau ile birlikte resmî bir proje planına dönüştürdü. Sendall, sistemi laboratuvara yeni alınan bir NeXT bilgisayarda kurmasına izin verdi. Berners-Lee, “Information Mesh” (Bilgi Ağı) gibi adları da düşündükten sonra World Wide Web’de karar kıldı.

AzimBilim

Albert Einstein, fiziği değiştiren dört makalesini 1905’te, Bern’deki İsviçre Patent Ofisi’nde teknik uzman olarak çalışırken yayımladı. Makaleler fotoelektrik olay, Brown hareketi, özel görelilik ve kütle ile enerjinin eşdeğerliği, yani E = mc² üzerineydi. Fizikçiler, 26 yaşındaki Einstein’ın bu yılına “mucize yılı” der.

Einstein mezun olduktan sonra üniversitede iş bulamamıştı. 1902’de, arkadaşı Marcel Grossmann’ın babasının yardımıyla Bern’deki patent ofisine girdi. Görevi, çoğu elektrikli ve mekanik aygıtlarla ilgili patent başvurularını değerlendirmekti. Boş zamanlarında arkadaşlarıyla, şaka yollu “Olympia Akademisi” adını verdikleri küçük bir okuma grubunda fizik ve felsefe tartışıyordu. Fikirlerini en çok iş arkadaşı Michele Besso ile konuşurdu; görelilik makalesinde teşekkür ettiği tek kişi de Besso’dur. Dört makalenin yanı sıra moleküllerin büyüklüğünü ölçmek üzerine doktora tezini de tamamladı. Brown hareketi, sıvı içinde asılı duran küçük parçacıkların gelişigüzel kıpırdanmasıdır; Einstein’ın bu konudaki makalesi, atomların gerçekten var olduğuna dair güçlü bir kanıt sundu. Einstein, 1909’da Zürih Üniversitesi’nde doçent olana kadar patent ofisinde çalıştı.

AzimSağlık

Protein, yemekten sonraki tokluk hissinin uzun sürmesine yardım eder. Fasulye ve mercimek gibi baklagiller, yumurta, balık, süt ürünleri ya da başka protein kaynakları içeren öğünler insanı daha uzun süre tok tutabilir; ama iştah ve sindirim kişiden kişiye değişir.

Aynı miktarda kalori içeren öğünleri karşılaştıran araştırmalarda, proteini yüksek olan öğün insanı genellikle daha uzun süre tok tutuyor; ama etki sınırlı. Bunun bir nedeni, proteinin bağırsakta PYY hormonunun salgılanmasını artırmasıdır; bu hormon beyne yemeğin geldiğini haber verir. University College London’dan Rachel Batterham’ın yönettiği 2006 tarihli bir araştırma, en güçlü PYY tepkisinin proteinli öğünlerden sonra görüldüğünü buldu. Bir başka neden, vücudun proteini işlerken daha çok çalışmasıdır. Maastricht Üniversitesi’nden fizyolog Klaas Westerterp’in 2004 tarihli derlemesine göre protein sindirilip kullanılırken içerdiği kalorinin %20 ile %30’u harcanır; bu oran karbonhidratta %5 ile %10, yağda ise en fazla %3’tür. Birleşik Krallık’ta yetişkinlere günde vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 0,75 gram protein önerilir; bu, kadınlar için 45, erkekler için 56 gram kadardır. Ülkede ortalama tüketim ise bunun epey üzerindedir.

DinginlikSağlık

Siz uyurken beyniniz gün içinde öğrendiklerinizi pekiştirir. Bu sürece bellek pekiştirme denir ve hem isim, tarih gibi bilgileri hem de bir müzik parçasını çalmak gibi becerileri kapsar. Kısa ya da sık bölünen bir uykudan sonra beyin yeni öğrendiklerini daha zor tutar.

Bellek pekiştirme, taze ve kırılgan bir anının kalıcı hâle gelmesini sağlayan yavaş bir süreçtir ve büyük bölümü uykuda gerçekleşir. 1997’de Alman araştırmacılar Werner Plihal ve Jan Born, gecenin farklı bölümlerinin farklı türde belleğe yardım ettiğini gösterdi. Yirmi sağlıklı erkek, kelime çiftlerinden oluşan listeler öğrendi ve ayna çizimi alıştırması yaptı, yani bir şekli yalnızca aynadaki yansımasına bakarak çizdi. Kelime çiftlerini hatırlama en çok, derin uykunun ağır bastığı gecenin ilk yarısında gelişti. Çizim becerisi ise en çok gecenin ikinci yarısında ilerledi; bu bölümde, canlı rüyaların görüldüğü REM uykusu daha uzun sürer. Araştırmacılar şöyle düşünüyor: Beyin uykuda günün deneyimlerini yeniden canlandırır ve yeni anıları, derinlerdeki hipokampusta tutulan geçici kayıtlardan dış katmandaki korteksin daha kalıcı ağlarına aktarır.

AzimSağlık

CDC’nin de yaygınlaştırdığı ABD rehberine göre egzersizin bazı faydaları, egzersizi yaptığınız gün başlar. Tempolu bir yürüyüş gibi orta ya da yüksek şiddette tek bir egzersizden sonra tansiyon düşebilir, kaygı hafifleyebilir; o geceki uyku ve bazı zihinsel beceriler de iyileşebilir.

CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri), ABD’nin 1946’da Atlanta’da kurulan ulusal halk sağlığı kurumudur. Egzersizle ilgili önerileri, ABD’nin Fiziksel Aktivite Rehberi’ne dayanır. Rehberin 2018’de yayımlanan ikinci baskısı, önceki on yılın araştırmaları gözden geçirilerek hazırlandı. Eski öneriler daha çok yıllar içinde hastalıkları önlemeye odaklanıyordu; yeni baskı hemen hissedilen faydaları da sıraladı. Tek bir egzersiz, kaygıyı hafifletip tansiyonu düşürmenin yanı sıra vücudun insüline, yani kandaki şekeri hücrelere taşıyan hormona daha iyi yanıt vermesini de sağlar. Bu etkilerin çoğu düzenli hareketle büyür; kondisyon, güç ve tansiyonda kalıcı bir düşüş gibi kazanımlar ise haftalar ya da aylar alır. Rehber, haftada en az 150 dakika orta şiddette hareket önerir.

AzimSağlık

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre düzenli fiziksel aktivite kalbi korur, ruh hâlini iyileştirir, kaygıyı azaltır ve uykuyu düzeltir. Bu faydalar kilo vermeye bağlı değildir: Tartıda ya da aynada hiçbir değişiklik görünmese de her yapıdan ve kilodan insan bu faydaları görür.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), enerji harcatan her hareketi fiziksel aktivite sayar: yürüyüş, bisiklet, spor, hareketli oyunlar, ev işleri ve bedensel iş. DSÖ’nün 2020 rehberi yetişkinlere haftada 150–300 dakika tempolu yürüyüş gibi orta şiddette ya da 75–150 dakika koşu gibi yüksek şiddette hareket etmeyi, buna ek olarak haftada en az iki gün kas güçlendirici egzersiz yapmayı önerir. 2022’de dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık %31’i, yani 1,8 milyar kişi bu düzeyin altında kalıyordu. Bu faydaları kiloya bakarak ölçmek yanıltıcıdır. ABD’nin Fiziksel Aktivite Rehberi, faydaların genel olarak vücut ağırlığından bağımsız olduğunu belirtir. 2014’te on araştırmanın sonuçlarını birleştiren bir analize göre kondisyonu iyi olan fazla kilolu ya da obez kişilerin ölüm oranı, kondisyonu iyi olan normal kilolu kişilerinkine yakındı; kondisyonu zayıf olanlarda ise risk, kiloları ne olursa olsun yaklaşık iki katıydı.

AzimZihin

Nöroplastisite, beynin yaşadıklarına göre bağlantılarını, hatta yapısını değiştirebilme yeteneğidir. Bu yetenek çocuklukta en güçlüdür, ama yetişkinlikte de sürer. Yetişkinlerin yeni bir dil, bir çalgı ya da başka bir beceri öğrenebilmesi bu sayededir; yalnızca çoğu zaman daha uzun sürer.

20. yüzyılın büyük bölümünde bilim insanları yetişkin beyninin aşağı yukarı sabit olduğuna inanıyordu. Beyin taramaları bu görüşü değiştirdi. 2004’te Almanya’da araştırmacılar yetişkinlere üç ay boyunca üç topla jonglörlük yapmayı öğretti. Taramalar, hareket eden nesneleri izleyen bölgelerde gri maddenin, yani sinir hücreleriyle dolu dokunun arttığını, alıştırma bırakılınca yeniden azaldığını gösterdi. 2008’deki bir devam çalışması aynı türden değişimi 60 yaş civarındaki gönüllülerde de buldu; ama onlar jonglörlüğü 20 yaşındakiler kadar iyi öğrenemedi. En bilinen örnek Londra’dan: Katherine Woollett ve Eleanor Maguire, kentin 25.000 sokağını ezberleyen taksici adaylarını dört yıl boyunca izledi. Sınavı geçenlerde, yön bulmada rol oynayan hipokampusun arka bölümünde gri madde arttı; sınavı geçemeyenlerde ve bu eğitimi hiç almayanlarda böyle bir değişim görülmedi.

AzimZihin

Bir beceriyi çalıştığınızda aynı sinir hücresi grupları tekrar tekrar birlikte etkinleşir ve aralarındaki bağlantılar güçlenir. Bilim insanları beynin bu tür değişimlerine nöroplastisite der. Pratik, başta zorlanarak yaptığınız bir işi zamanla beceriye bu yolla dönüştürür.

Bu fikri Kanadalı psikolog Donald Hebb, 1949’da yayımlanan The Organization of Behavior (Davranışın Örgütlenmesi) adlı kitabında ortaya attı: Bir sinir hücresi başka bir hücreyi tekrar tekrar uyarırsa aralarındaki bağlantı güçlenir. Bu düşünce çoğu zaman “birlikte ateşlenen hücreler birbirine bağlanır” diye özetlenir. 1973’te Timothy Bliss ve Terje Lømo, Oslo’da tavşanların beyninde böyle bir güçlenmeyi gözlemledi: Kısa elektrik uyarılarından sonra, bellek için hayati önemdeki hipokampus bölgesinde bağlantılar saatlerce güçlü kaldı. Bu olaya uzun süreli potansiyasyon, yani uzun süreli güçlenme denir. Pratik, beyni birkaç gün içinde bile değiştirebilir. 1995’te Alvaro Pascual-Leone ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’ndeki ekibi, gönüllülere her gün iki saat, tek elle çalınan beş parmaklı bir piyano alıştırması yaptırdı. Beş gün sonra beyin kabuğunda parmak kaslarını yöneten alan genişlemişti.

AzimSağlık

CDC’nin de yaygınlaştırdığı ABD rehberine göre daha az oturan ve ne kadar olursa olsun orta ya da yüksek şiddette hareket eden yetişkinler bazı sağlık faydaları elde eder. 2018’den beri birkaç kat merdiven çıkmak gibi birkaç dakikalık hareket de sayılıyor; önceden yalnızca en az 10 dakika süren hareket hesaba katılırdı.

ABD’nin Fiziksel Aktivite Rehberi’ni ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı yayımlar; ülkenin ulusal halk sağlığı kurumu CDC de bu rehberi gündelik önerilere dönüştürür. 2008’deki ilk baskıya göre bir hareketin sayılması için bir seferde en az 10 dakika sürmesi gerekiyordu, çünkü daha kısa sürelerin faydasına dair yeterli kanıt yoktu. 2018 baskısı için bir danışma kurulu yeni araştırmaları inceledi ve süresi ne olursa olsun her hareketin toplam faydaya katkı yaptığı sonucuna vardı. Kurul, erken ölüm riski açısından en büyük kazancın, hiç hareket etmeyen birinin haftada yalnızca 60 dakika hareket etmeye başlamasıyla elde edildiğini de gördü. Rehberin deyişiyle, az da olsa hareket, hiç hareket etmemekten iyidir. Yetişkinler için tam hedef ise değişmedi: haftada 150–300 dakika orta şiddette hareket ve haftada iki gün kas güçlendirme.

AzimZihin

Bir alışkanlığı sürdürmek, onu hatırlatan işaret göz önündeyse daha kolaydır. Kitabı, spor ayakkabılarını ya da su şişeni öyle bir yere koy ki “canım istemiyor” demeye fırsat bulmadan başlayabilesin.

Psikologlar alışkanlığı bir döngü olarak anlatır: Bir yer, günün belli bir saati ya da bir nesneyi görmek gibi bir işaret bir davranışı başlatır; ardından gelen ödül de o davranışın tekrarlanma olasılığını artırır. Wendy Wood ve ekibinin 2002’de yayımlanan günlük tutma çalışmalarına göre insanların gün içinde yaptıklarının yaklaşık %43’ü alışkanlıktı: Neredeyse her gün aynı ortamda, çoğu zaman akıl başka yerdeyken yapılan işler. Göz önündeki bir işaretin işe yaramasının nedeni de bu: Davranış artık doğru anda hatırlamana ya da canının istemesine bağlı kalmaz.

AzimZihin

“Şu olunca şunu yapacağım” diye kurulan bir plan, hedefi belirli bir ana bağlar. Araştırmalara göre böyle plan yapanlar, yalnızca hedef koyanlara kıyasla hedeflerine ortalama olarak daha sık ulaşıyor.

Psikologlar bu tür planlara “uygulama niyeti” der. Kavramı 1990’larda, bugün New York Üniversitesi’nde ve Almanya’daki Konstanz Üniversitesi’nde çalışan Alman psikolog Peter Gollwitzer geliştirdi. Gollwitzer 2006’da Paschal Sheeran’la birlikte, toplam 8.000’den fazla kişinin katıldığı 94 ayrı testin sonuçlarını bir araya getirdi ve bu planların hedefe ulaşmayı orta ile güçlü arası bir düzeyde kolaylaştırdığını buldu. 2011’de yapılan bir saha deneyi de çok bilinir: Katherine Milkman ve ekibi, ABD’deki büyük bir şirketin çalışanlarına grip aşısı için hatırlatma mektubu gönderdi. Aşıya gidecekleri günü ve saati yazmaları da istenenlerin %37,3’ü aşı oldu; yalnızca aşı yerlerini ve saatlerini bildiren mektubu alanlarda bu oran %33,1’di. Ne zaman ve nerede harekete geçeceğinize önceden karar verdiğinizde işi o anki irade gücüne bırakmazsınız; o an geldiğinde durumun kendisi size ne yapacağınızı hatırlatır.

DinginlikFelsefe

Stoacı Yunan filozof Epiktetos’un öğütlerini toplayan Enkheiridion, yani “El Kitabı”, hayatı ikiye ayırarak açılır. Yargılarımız, niyetlerimiz, isteklerimiz ve hoşlanmadıklarımız bize bağlıdır. Bedenimiz, malımız, ünümüz ve mevkimiz ise bize bağlı değildir; onları elimizdeymiş gibi görmek insanı hayal kırıklığına sürükler.

Epiktetos MS 50 dolaylarında, bugün Denizli’deki Pamukkale’nin hemen yanında bulunan antik Hierapolis kentinde köle olarak doğdu. Gençliğini Roma’da, Neron’un sekreterliğini yapmış zengin bir azatlı olan Epafroditos’un kölesi olarak geçirdi. Stoa felsefesini öğrendi, azat edildikten sonra da ders vermeye başladı. İmparator Domitianus MS 93 civarında filozofları Roma’dan sürünce Kuzeybatı Yunanistan’daki Nikopolis’e yerleşip bir okul açtı. Kendisi hiçbir şey yazmadı. Öğrencisi Arrianos derslerini Söylevler adıyla kaleme aldı, en önemli öğütleri de Enkheiridion’da topladı. Bu sözcük Yunancada “el kitabı”, yani hep elin altında duran şey demektir. Marcus Aurelius, Epiktetos’un derslerini kendisine ödünç veren hocası Rusticus’a Kendime Düşünceler’de teşekkür eder. El Kitabı daha sonra Yunanca konuşulan manastırlar için uyarlandı ve 15. yüzyılda Latinceye çevrildi.

AzimFelsefe

Eyleme engel olan şey, eylemi ilerletir. Yolu tıkayan şey, yolun kendisi olur.

Marcus Aurelius MS 161–180 yılları arasında Roma imparatoruydu. Kendime Düşünceler’i Yunanca, yalnızca kendisi için tuttuğu notlar olarak yazdı; bir kısmını Tuna kıyısındaki seferlerde kaleme aldı. Bu pasajda yoluna çıkan insanları düşünür: Onlar bir işini engelleyebilir, der, ama niyetini engelleyemez; çünkü zihin engeli üzerinde çalışılacak bir malzemeye, örneğin sabır göstermek için bir fırsata dönüştürür. Karttaki söz, Gregory Hays’in 2002 tarihli İngilizce çevirisinden alındı; Ryan Holiday’in 2014’te yayımlanan The Obstacle Is the Way adlı kitabı da sözü ünlü yaptı.

AzimFelsefe

İnsanlar kimi zaman kendi kaderlerinin efendisidir: / Başkalarının buyruğunda yaşıyorsak, sevgili Brutus, / suç yıldızlarımızda değil, kendimizde.

Bu dizeleri, Shakespeare’in 1599’da yazdığı Julius Caesar’ın 1. perdesinde Cassius söyler. Brutus’a, Caesar’ı yücelten ve kendilerini onun buyruğuna düşüren şeyin gökyüzü değil, kendi boyun eğişleri olduğunu anlatır. O dönemde pek çok insan kaderin yıldızlarda yazılı olduğuna inanırdı. Bugün dize “hayatının sorumluluğunu üstlen” anlamında alıntılanır; John Green’in Türkçeye Aynı Yıldızın Altında adıyla çevrilen romanı da özgün adını, The Fault in Our Stars’ı bu dizeden alır. Oyunda ise bu sözler hesaplı bir iltifattır: Cassius, Brutus’u Caesar’ı öldürme planına çekmeye çalışmaktadır.

AzimSanat

Bach, Haziran 1724 ile Mart 1725 arasında Leipzig kiliseleri için art arda 40 kadar kantat yazdı; neredeyse her pazar ve yortu günü için bir tane. Kantat, koro, solistler ve orkestra için yazılıp ayinde seslendirilen bir eserdir. Bu kantatların her biri, tanınmış bir Lutherci ilahiyi sözleri ve ezgisiyle temel alıyordu.

Bach 1723’te Leipzig’in kilise müziği yöneticisi, yani Thomaskantor oldu; ilk yılında neredeyse her hafta bir kantat hazırladı, bunların bir kısmı eski eserlerinden uyarlamaydı. İkinci yılı için kendine bir plan koydu: Her kantat, koral denen tek bir Lutherci ilahiye dayanacaktı. Açılış korosu ilahinin ilk kıtasını, ezgisi sopranolarda duyulacak biçimde işler; aradaki kıtalar solo şarkıcılar için yeniden yazılır; eser, son kıtanın sade, dört sesli bir düzenlemesiyle kapanır. Bu fikre, ilk Lutherci ilahi kitaplarının 1524’te basılmasının 200. yıl dönümü ilham vermiş olabilir. Dizi 1725’te, Paskalya’dan bir önceki pazar olan Palmiye Pazarı’ndan sonra kesildi; bunun nedeni, ilahileri onun için yeniden yazan kişinin, büyük olasılıkla Andreas Stübel’in, o yılın ocak ayında ölmesi olabilir. Bach uzmanı Klaus Hofmann bu diziyi, Bach’ın giriştiği en büyük müzik projesi olarak niteler.

Diğer okuma seçeneğiDinginlikDurup düşünmeye zaman ayırın.