Bach yaşadığı dönemde orgcu ve klavsenci olarak ünlüydü; kiliseler yeni orglarını denemesi ve açılışta çalması için onu davet ederdi. Klavye eserlerini org, klavsen ve klavikord için yazdı. Piyano henüz yeni bir icattı, bugünkü konser piyanosu ise daha ortada yoktu.
Bu üç çalgının sesi birbirinden çok farklıdır. Orgda ses, borulara gönderilen havayla çıkar. Klavsende tuşa basınca kuş tüyünden küçük bir mızrap teli çeker; bu yüzden çalan kişi dokunuşuyla bir notayı ötekinden daha güçlü çıkaramaz. Klavikordda ise pirinçten küçük bir dil tele vurur ve telin üzerinde kalır; bu, sesin gücünü incelikle ayarlamaya izin verir, ama ses bir salonu dolduramayacak kadar kısıktır. 1700 dolaylarında Floransa’da Bartolomeo Cristofori’nin icat ettiği piyano, hem yumuşak hem güçlü çalmayı mümkün kıldı; tam adı olan pianoforte, İtalyancada “yumuşak-güçlü” demektir. 1730’larda Alman çalgı yapımcısı Gottfried Silbermann ilk piyanolarından birini Bach’a gösterdi. Bach tiz seslerin fazla cılız olduğunu söyledi. 1747’de Potsdam’da, Büyük Friedrich’in sarayında geliştirilmiş bir model üzerinde doğaçlama yaptı; sonraları Silbermann piyanolarının satışına da aracılık etti.


